17 Nisan, 2011

мiм'ℓєη∂iм мiм'ℓєη∂iη мiм'ℓєη∂i..

Sevgili Mr E mimlemis beni, kendisine tesekkür ediyorum.. Mim'in konusu; Su an kendi ruh halinizi anlatan, bir ezginin melodisiyle ya da bir siirin satirlariyla ya da bir veciz sözle ya da bir resimle aktariniz. Seçim sizin, hangisini istiyorsaniz.
Bu aralar biraz karmasik bir ruh halindeyim bunada sanirim en iyi Nietzsche 'nin bu sözleri tercüman olabilir.. (ayrica çokta motive edici)
Düsün...Kim üzebilir seni senden baska?
Kim doldurabilir icindeki boslugu, sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazir degilsen?
Kim yikar, yipratir sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Hersey sende baslar, sende biter..
 
Simdide mimleme zamani :) 

crazywomenrosemary, Onur, Lucinda, Aydanatlayankedi, K.C.S, SirfSiirselYorum,  KonfigürasyonMühendisi, HayalKahvem, Deep..

12 Mart, 2011

тяємвℓємєηт ∂є тєяяє

Sili'den sonra, dün Japonya'daki deprem görüntüleride kan donduran cinstendi.. Gelisen teknoloji ve modernlesen zamanin bile eli kolu bagli kaliyordu doganin gücü karsisinda.. Görüntüler insanlarin çaresizliklerini yine en yalin haliyle gözler önüne seriyordu..
Dünyanin teknoloji alaninda ve deprem konusunda en gelismis ülkelerinden birinde olusu bir nebze azaltsada çok daha vahim bir felakete dönüsmesini, bilançolar insanin tabiat ananin gücünden ve gazabindan kurtulamayacagini ele veriyor.. Japonya'dakilerin soguk kanliliklari ve bu kadar bilinçli oluslari, deprem bölgesinde yasayan ve en küçük sarsintilarda dahi camlardan atlayan yurdum insaniyla kiyaslayinca trajik bir hal aliverdi.. Öyleki dün bir haber sitesinde "Depremde camdan atlayan tek kisi bir türk" haberini okudum.. Gerçi öyle ya bizim ülkemizde böyleydi, bu konuda egitilmiyorduk.. Marmara depremi olana kadar aslinda deprem bölgesinde yasiyor oldugumuzdan bile bi haberdik çogumuz.. Okullarda egitilmedik, nasil davranirsak kurtulma sansimiz olur bilmiyorduk. 1999 depreminde on binlerce kisiyi kaybettikten sonra farkina vardik tehlikenin.. Bu bile ders oldu mu onuda bilmiyorum.. Türkiye'de okullarda en azindan çocuklar bu anlamda bilinçlendiriliyorlardir diye umuyorum.. ve umuyorum ki artik mütahitlerimiz, mühendislerimiz vicdanlarinin sesini duymaya baslayip insan hayatinin paradan daha önemli oldugunu fark etmislerdir..
Bu tür dogal felaketlerle karsilastigimizda her kesim farkli bir yorum getirir..  Bakis açsina, egitim seviyesine, hayat görüsüne göre degisir bu yorumlar.. Kimi takdir-i ilahi der, kimi dogal bir doga olayi oldugunu bilir, kimisi de doganin intikami olarak atlandirir..
Geçenlerde izledigim bir belgeselde söyle bir tanimlama yapilmisti.. Yer yüzünde var olan bütün nehirler, akarsular hatta en küçük dere yataklari bile aslinda doganin can damarlari ve biz insanoglu büyümek, gelismek, enerji kazanmak adina bu can damarlarinin önlerine setler çekerek dogaya hayat veren damarlari tikiyoruz.. Sonra kirlettigimiz hava, zehirli atiklar, maddeler vs.. vs.. derken doganin dengesine müdahale ederek yasam hakkini aliyoruz elinden..

21 Kasım, 2010

∂üη∂є ѕαкℓι уαяιηℓαя

Iki afacana kulak misafiri oldum bu gün.. Bilgisayar oyunlarindan ve son dönemlerde çocuklar arasinda popüler hale gelen bazi oyuncaklardan bahsediyorlardi.. Onlari dinlerken kendi çocukluguma gittim; ilgi alanlarimizi, paylasimlarimizi, zevk aldigimiz seyleri düsündüm.. Bizim çocuklugumuzu ve simdiki çocuklari karsilastirirken buluverdim kendimi.. ürktüm! üzüldüm.. Biz çocukken dünya daha mi az tehlikeliydi ?
Okul sonralari hizla ödevlerimizi bitirip arkadaslarimizla oynamak için can atar ve solugu disarida alirdik.. Herkeste ayni telas vardi; sokaklar çocuk kaynardi.. ip atlar, 9 tas, sek sek, saklanbaç vs.. oynar, hayal gücümüzü olabildigince kullanir zevkli hale getirirdik bir arada oluslarimizi.. Küçücük seylerle mutlu olurduk..

Peki ya simdi? Özellikle de sehirlerde çocuklar yalniz.. ilgi alanlari çok farkli.. Tatminsiz, memnuniyetsiz ve tüketime merakli bir nesil yetisiyor.. Buda beraberinde siddete meyilli, intahar egilimli sorunlu bir gençligi getiriyor.. Gerçi çizgifilmler bile vurdulu kirdiliyken.. Bilgisayar oyunlarinin büyük bir kismi savas, dövüs vesaireden ibaretken.. Oyuncak reyonlarinda özellikle de erkek çocuklarina hitap eden oyuncaklar, acayip acayip yaratiklardan, silahlardan ve izbandut gibi dövüsçü figürlerinden olusuyorken.. En vahim olani ise çocuklar bu oyuncaklari kendilerine rol model olarak aliyorlarken.. Su siralar özellikle blug çagindakilerin favori müzikleri bir süre dinledikten sonra en sakinimizi bile agresiflestirecek türdenken.. Tabii ki siddete egilimli olurlar!

Yani günümüz sartlarinda çocuklara sunulan; siddeti tetikleyen bir dolu örnek var.. Ve ne yazikki bir çok ebeveyn onlari dis tehlikelere karsi korumaya çalisirken içten içe zarar verdiginin bilincinde degil.. Kimine göre çocugunun gözünün önünde ve hayatta olmasi yeterli..

Bu olumsuzluklar karsisinda çocuklar nasil "saglikli" bir sekilde yetisebilecekler?

20 Ağustos, 2010

уαѕαмα уєηiк, öℓüмє cєѕυя!

Kisa bir süre önce eski bir tanidigin intahar ettigini ögrendim..
Ölümün o soguk, o sinsi gölgesini fark edip, varligini hissedebilmek için yakin çevremizden birinin ölüm haberini almak gerekiyormus..  Böylesi durumlarda nasilda küçülüyor, nasilda anlamini yitiriyor hayatimizdaki sorunlar.. Sorunlar sorun olmaktan çikiyor.. Ölümün o büyük, o aci, o kabullenilemez duygusu karsisinda anlamsizlasiyor bütün detaylar.. Hayatlarimizi gereksiz ayrintilarla heba edislerimizi daha çok farkediyoruz..
Hayat ölümle mukayese edildiginde anlam kazaniyorken, insanin kendine bir defa bahsedilen yasama elleriyle son vermesi nasil tanimlanabilir ?
Ölüme atlayisa bu kadar cesur birinin yasama tutunamayisini adlandiramiyorum..

                                                                                          DS

22 Mayıs, 2010

zαмαηℓα(αηℓα)∂ιкℓαяιмιz

Suan hayatinizda sikâyet ettiginiz, keske daha iyisi olabilseydi dediginiz en az bir kaç sey siralayabilirsiniz muhakkak degil mi? Is, ev, sevgili, çevre hatta kimimiz dahada abartir kasimizdan, gözümüzün seklinden sikâyet ederiz.. Keske söyle, keske böyle olsaydi deriz.. Insanin yasamda kendisine en iyi, en güzel seyleri laik görmesi tabii ki anlasilir, hatta olmasi gereken gibidir.. ama bunun dozunu kaçirip doyumsuzluk noktasina getirdigimizde bu gün "sorun" olarak algiladigimiz seylerin, ileride karsimiza "pismanliklar" ve "keskeler" olarak çikmasi kaçinilmazdir..
Sahip oldugumuz seylere bir kulp takmakta ne kadar ustaysak onlarla yetinme, deger bilme konusunda bir okadar doyumsuzuzdur nedense..
Halbuki " Bir seyin degerini kaybedince anlarsin ancak" sözü hepimiz biliriz.. peki neden illa onlari kaybetmeyi bekleriz ki? Zamanin geçerken hayatimizda var olan güzellikleri de alip götürecegini neden hesaba katmayiz?..
Zaman deriz.. Ardina bir çok anlam yükleriz.. Ne çok sey bekleriz zamandan... "Zaman herseyin ilaci", "Zamanla düzelecek" zaman.. zaman.. zaman.. 
Insan garip bir varlik, zaman geciyor ve biz ardindan bakakaliyoruz..
Pismanliklarimizla kalakaliyoruz..   DS

08 Mayıs, 2010

νєяσηιкα ∂єcι∂єѕ тσ ∂ιє

Brezilyali bir yazar olan Paulo Coelho 'nun "Simyaci" okumak istedigim kitaplar listesindeydi hep ama bir türlü okuma firsati bulamamistim.. Dün tesadüfen Coelho'nun baska bir romani olan "Veronika ölmek istiyor" un filme uyarlandigini ögrendim.. bu gün ise bir çirpida izledim filmi.. Son zamanlarda izledigim en güzel filmlerden biriydi diyebilirim!
Baskalarinin ne düsündügünü önemsemeden istedigimizi yapabilmek, içimizden geçenleri diledigimiz gibi söyleyebilmek.. duygu ve düsüncelerimizi bastirmadan özgürce yasayabilmek için illa ölecegimiz zamani bilmemiz mi gerekiyor ?! tam olarak bu duyguyu veriyor film.. - Izlenmesi siddetle tavsiye edilir.. -  DS


25 Mart, 2010

тσυтєѕ ℓєѕ ηυιтѕ ησυѕ яєgαя∂єяσηѕ ℓєѕ éтσιℓєѕ..

Her sey kötüye dogru yol alirken bu iyimserlik niye ? Neden ilkin her seyin; sehirlerin, insanlarin ve hayatin olumlu yönlerini görmek zorundayiz? Size çirkinliklerden bahsetsem? Mesela Paris'in arka sokaklarindan..  sarhoslarindan, dilencilerinden, yankesicilerinden bahsetsem Paris'in.. yada insanlarin nankörlügünden, yüzlerinin altindaki yüzlerden?.. acimazsizliklarindan..
Barbes'ten bahsetsem ?.. yüzlerce Afrikali, Arap göçmenin arasinda yürürken kendisinizi Beyrut yada Tunus'ta sanabilirsiniz desem?..

Dünyanin bir çok yerinde büyüsünden bahsedilen ama benim için yasamak zorunda oldugum, o yüzdende baskidan hoslanmayan bünyemin zaman zaman kendini güzelliklerinden geri çektigi.. düsLerde kocaman, gerçekte ise 2 adimdan öteye gitmeyen sehir.. Paris..

Istanbul'lular bilirler yasadigimiz herhangi bi duygu karmasasinda, kendimizi bogazi seyreden bir bankta buluruz.. sanki bogazin sulari üzerimizdeki kasveti alip götürecekmis gibi.. Bogazdan yoksun Paris'te böylesi ruh hallerinde, Istanbul'un hayalini bir hatira defteri gibi yanimda tasirken kendimi bogazin yerini tutmayan Seine Nehri'nin bulanik yesilinde kaybolmus buluyorum..

Benim bu melankolik halime ise Eiffel tepeden bakiyor..

Eyfeil'in bu tepeden bakislarina bozulup kaldirdigim kafami, aklimda bir soru ile indiriyorum.. Sacré Coeur nam-i diger Beyaz Klise! Paris'e tepeden bakan baska bir güzellik!.. Bir çok tapinakta oldugu gibi Tanri'ya yakin olmak adinami, göge bu kadar yakin insa edilmisti acaba bu klisede..?

Sanat, moda, ask ve gizemin sehri.. Baharin gelmesiyle birlikte görülmeye deger bir ahenk uyandiriyor... bir sehrin insan üzerinde yaratabilecegi saskinligin müddetini ölçtürüyor adeta insana.. Her yerden, her irktan insana rastlamak mümkün Paris sokaklarinda hatta insanin isini gücünü birakip insanlari seyredesi geLiyor..

Bu insan karmasasi icinde, cok uzaklardan degil Notre Dame'dan, kamburun "bana su verdi" diye attigi sevinç narasini duyar gibi oluyorum.. Ses; duvar ve camlarda usta eller tarafindan islenmis motiflere aksederek çinlatiyor kularimi.. Gülümsüyorum.. DS

15 Ocak, 2010

ι'м вєттєя ση му σωη

Rasyonel dogrularin irrasyonalitesinin kesfedilgi bu çagda; aklima takilan -cevap arayan- sorulara, içimi oyan bu belirsizlige ve ona eslik eden -karsisina dikilen- çaresizligime kiskivrak yakalanmis durumdayim.. buna karsin birde kelimeler karsima dikilip artik kontrol bizde dercesine direniyorlar ard arda dizilmemek için.. Garip bir ruh hali içerisinde savasiyorum kendimLe ve kelimelerle.. Körler ülkesinde dilsizlik gibi bisi bu..

Kuramadigim cümleler altinda ezilmeye direnen beynim, kalkan olarak her zamanki gibi degisim - yenilik-.. diyor..

Ifrat ve tefrit arasinda gidip geliyorum..

Bir yerlerde okumustum "insanin ömrü simdiye kadar yazilmis kitaplarin sadece listesini okumaya bile yetmez"mis, hayatta kesfedilmeyi bekleyen bir yigin yenilik
-degisime giden yol- var.. Yedi günaha - >Ilkesiz siyaset, Emeksiz zenginlik, Vicdansiz haz, Niteliksiz bilgi, Ahlaksiz ticaret, Özverisiz ibadet <- ragmen.. ömrünün bu okyanusun zerresini bile ögrenmeye yetmeyecegini bile bile.. arastirmali, her seyi okumali ve ögrenmeli.. Muhakeme edip, ezberlenen kaliplardan kurtulmali.. yükümlülük sadece dogmak ve büyümek -baslamak ve bitirmek- te degil.. ögrenmek ve anlamakta..

Yasam geçistirilmemeli.. Bunu yaparken ruhu bir bebek safliginda tutubilmekte önemli.. yani hem çok degisip hem hiç degismemek..    DS'

28 Mayıs, 2009

кα∂ιηℓαя.. єякєкℓєя.. νє öηуαяgιℓαя..

...

Bay X:
Sinir oluyorum hayatimdaki tarafli-tarafsiz uzak-yakin kadinlara. Kendinizi ne de çabuk ve ucuza harcatiyorsunuz... Yanlis anlama seni bu kategoriye dahil etmiyorum gerci bu iyiye mi isaret kotuye mi onuda bilmiyorum. Emin oldugum tek sey büyük çogunlugundan kendilerine yaptiklarindan dolayi nefret ediyor olusum.
DS: Kadinlara karsi bu öfke yada tepkinin altindaki nedeni anlamak icin cocukluguna inmemize gerek yok sanirim.. Yakin zamanda biri canini fena yakmis olmali :) Siz erkeklerin bu davranislarini algilamakta güçlük çekiyorum..
Bay X : Biz erkekler bizimm canimizi sadece kendi canlarini yakanlar yakarlar... Yani bize yaptiklari bir kötülük olmasada kendilerine yaptiklari kötülükler ve bunlari haketmediklerini düsünmemiz buna neden oluyor. Sana kizdim zira bizi küçümser konustun :(
DS: ''Kendilerine yaptiklari kötülükler sizin caninizi neden yakiyor (?) '' un cevabi beklentilerinize cevap vermemeleri sizin degilde kendi istedikleri gibi olmalari olabilirmi acaba?.. Insanlar bilerek kötülük yapmazlar kendilerine.. hata yaparlar ama yaptiklari seyin hata oldugunu bunun bisekilde bedelini ödeyerek fark ederler.. Hic bir hayat ucuz ve basit harcanmaz harcadigini düsündüklerininde eminim kendilerince geçerli nedenleri vardir.. Önyargilar kirilmadikça.. herkesin hayata ayni pencereden bakmadigi gercegi kabullenilmedikçe.. etrafimizdakileri olduklari gibi degilde.. olmasini istedigimiz gibi görmeye çalismaktan vazgeçmedigimiz sürece ne yazikki buna benzer tepkiler nefretler hayatimizi kaplamaya devam edicek.. Giderek birbirimize karsi tahammülsüz ve hosgörüsüz bir toplum haline geliyoruz..
Bay X: Hmmm..
DS : Hmm yaa..  :)

... DS

28 Mart, 2009

ѕαçмαℓαмα..

Vursam kendimi yollara diyorum.. karissam kalabaliklara.. "heey!! hayatin rutinliginden, tek düzeliginden bikmis, saçmalama özlemiyle yanip tutusan sizler..; duygularinizi daha nekadar mantiginizla yönetmeye calisacaksiniz?.. Bütün duygularin geçerli bir nedeni varken, saçmalama hakkini kullanmak isteyenler beri gelsin" diyerek, yiksam duvarlarinizi.. donakalsaniz..
Klavuz olsam, "klavuzu karga olanin... " sözlerini saf edeceginizi bile bile, kapatsam kulaklarimi siki siki ve inatla duymasam.. Kargadan medet umanlarin, çaresizliklerini vursam yüzlerinize.. Nerde kaldi toleransimiz?.. Benzetmelerimizde bile yargiliyoruz... Esnemiyoruz, esneklesemiyoruz, inatla önyarlilarimizla çiziyoruz profilleri.. Hadi devam edin yollariniza.. saçmalamadan, kocaman kocaman duvarlar örün etrafiniza, aman hata yapmayin.. duygularinizi köreltin iyice, gercek kimliginize saldirin acimasizca.. yapilan hatalariniza deneyim (kötü tecrübe) diyin.. hatta bide bunun sizi olgunlastirdigini düsünerek bi güzel avutun kendinizi... Ben sizin içinde saçmalarim arasira.. :) DS

14 Mart, 2009

νiciσυѕ ciяcℓє

Olmuslar, olanlar, olacaklar.. Olup olmus olanlar.. Beklemeler, görmeler, yasamalar.. Farkli olmasini umut edip, yanilmalar... Sil bastan basa dönüp, tekrar etmeler.. Yine kisir bir döngü.. Söyle ativersem kendimi cemberin disina.. DS



20 Şubat, 2009

єткi-тєρкi

Bu yaziyi ismi lazim degil, Akgün'ün provakasyonlarina, tepki olarak yazma geregi hissediyorum.. Uzun süredir devam eden kiskirtma politikarina karsi kontrollü tepkilerimin kaynagi merak uyandirdi bende.. Hep bardagi tasiran bir son damla oldugu söylenirken, bu son damla benim bardaga damlamamakta neden bukadar israrli diye merak ediyorum.. Birileri bana bir ayricalik gösterip bardak yerine sürahi sunmus olabilirmi?.. Sabirlara bile sInIrlar çizilmisken, benim ufukta o sInIr neden görünmüyor?..
Bu sorular zihinimi mesgul ederken, cevaplari bulma adina.. klasik terapi yöntemlerine basvurup çocukluguma inmek isterdim.. fakat bu ismi geçen zat-i muhterem benim hâla çocuk oldugum konusunda da israrli.. Onu bir nebze memnun etmek adina bu fikri unutuyorum..Ve iste bana ait yapici bir yön cikiyor ortaya, her kosulda, kosulsuz duyarligiligim ve olgunlugum..
Kimilerinin kara kapli defterleri vardir.. kimilerinin kara listeleri.. benimse kara bir blogum.. Etkiler tepki olusturmak zorundaysa.. ben bu kanuna karsi koyarak Newton'un kemiklerini sizlatmamak adina, tepkimi "Akgün'' ün, "ak'ini karalayarak, "Karagün" olarak yaziyorum buraya.. : ) DS

16 Şubat, 2009

ѕωєєт ησνємвєя

Iyi filmler baska dünyalarin kapilarini aralayarak oldugum yerden çok farkli boyutlara götürmekle yetinmeyip basdöndürücü, karmakarisik bi haz almami saglayip, dengemle oynayabiLiyor.. Bu günde o türden bir ask filmi izledim, üzerine yillarca yazilip çizilen ask.. yine farkli bir hikayeyLe anlatiliyordu.. eski bi filmmis simdiye kadar nasil izlemedigime sasip kaldim.. '' kasimda ask baskadir" .. DS

04 Şubat, 2009

уiтiя(iℓ)∂iк

Yitirdiklerimizin gölgesinde.. sirtimizda yine, yeni keskelerimizle hayatin süzgecinden akiyoruz yitirdiklerimize, yitirilenlere inat.. Magrur ve dik bir edayla, hep biraz eksilerek devam ediyoruz yollarimiza, belleklerimizin alisik oldugu bu olagan düzeni mecburen kabullenerek.. Oysa yasami sil bastan yasama firsati verilse, yine ayni hatalari yaparmiyiz acaba? Sirf düzeltmek adina kendimizden fakli davranirsak ne kadar biz olabiliriz mesela?
Hatalarimiz, bize yapilan hatalar, gercekten olgunlastiriyormu bizi yoksa katilastiriyormu yureklerimizi? Bu olgunlasma sürecinde kaybedislerimiz, sadece yitirdiklerimiz olmuyor aslinda, yitiyoruz bizde onlarla.. kendimizden birer parça birakarak gerimizde, ilerliyoruz "hayat devam ediyor" sloganiyla.. Kimi aklini birakiyor gerilerde, yola hafizasinin bir bölümünü hep mesgul eden bir yitirilenle.. Kimi kalbini birakiyor birilerinde.. sol yaninda hep bir siziyla.. Kimi sevdiklerini yitiriyor bu yolda.. eksilerek devam ediyor hayatina, çaresiz cirpinislarla.. Kimi yasamini birakiyor.. sonrasinda yasama hakkini veremeden, gerilerde yitirilmis bir yasamin gölgesinde.. Ruhlarimiz derin yaralar aliyor bu yitme, yitirilme sürecinde..
Yasamda bize her sunulani iyi, kötü, kabul etmeyi borç biliyoruz, sonra kendimizi avutmak adina siginiriyoruz cümlelerin ardina.. Eksilerek ilerlenen bir yolda, nasil bütün kalabilir insan?.. DS

02 Şubat, 2009

єу нαƒιzα! кαηιуσя ηє ναяѕα ѕüz∂ügüη..

Umutlarin gelip dayandigi bazi sinirlar vardir ya.. Hani hayattan daha fazlasini istemenin, beklemenin anlamsizlastigi zamanlar..Varmak istedigim, olmak istedigim insan olamadigimi bildigim, ama artik o insan olabilmek için yaptigim seçim disindaki bütün seçimlerin varliklarini benim disimdaki bir takim insanlar için sürdürdüklerinden emin oldugum bir dönemindeyim hayatimin...Bundan daha iyi olabilir miyim? Evet!!.. Peki bundan farkli olabilir miyim?? iste bu sorunun cevabini bilmiyorum.. yasadiklarim, yasamadiklarim, bildiklerim, hiç ögrenmediklerim, tanidigim insanlar ve yanimdan akip gidenler öyLe veya böyLe beni bu gün oldugum noktaya getirdiler.. Kendime kattiklarim ve kendimden çaldiklarim bu güne getirdi beni..Artik geriye dönemeyecigim, içimdeki hiç bir izi yok edemeyecegim.. bundan sonra ancak benligimin izin verdigi ölçüde degisebilecegim.. Yani bambaska bir insan olabilmem mümkün degiL..Bu ülkeden uzaklassam bile kendimden, ögrendiklerimden, hafizamin derinliklerinde bir gün ortaya çikmayi bekleyen ya da zaman zaman zihnimi ziyaret eden anilarimdan kurtulamam.. Seçecegim yeni dostlar, gidecegim yeni yollar hep kafamin içinde biriken milyonlarca sesin yansimasi olacaklar..Aslinda hayatimdan memnunum, içindeki insanlari seviyorum.. Durup önümde uzanan yola baktigimda kendimi iyi hissediyorum.. Ama iste sadece zaman zaman bu kadar belirli bir yolu sonuna kadar yürümek anlamsiz geliyor bana.. DS

27 Eylül, 2008

Être divine..

Iyice yitiriyoruz insani degerlerimizi.. Vurdum duymaz bir hal aliyor.. baskalarinin acilarina sadece uzaktan bakiyoruz.. derin iç çekislerimiz tas kesmis kalplerimize hafif bi rüzgarmisçasina degip sonra uzaklasiveriyor.. anlik bi duraksiyoruz ama sonra silkelenip unutuyoruz olanlari..




Farkinin farkindaligi içinde.. uzatti ellerini göge dogru.. DS

02 Haziran, 2008

Düs

Yine yeniden yok olma seanslarim basladi,
Sessiz sedasizim an itibariyle.
Mevcudiyetimin yegane isgal edilmemis alani
Beynim.
Onun kocaman avuclarinda,
Ruhumun kucucuk elleri
Firarin en kacamaginda kosarlarken dort nala
Aslinda,
Dusunuyorum, dusluyorum kacislari.
Hersey dus(unce)lerimde sakli
Ben seni dusunuyorum
Sen, inanmasan da, kadersin.
Gerceklik-sanal cizgisinde.
Simdilik dusumdesin, dusuncemdesin,
Varlik sende gizli
Sen dusuncemde.
"Dusunuyorum oyleyse varim"
Rendekar yanilmis miydi acaba..? (Puslu kitalar atlasi..)

25 Mayıs, 2008

Puslu kitalar atlasi

"Its hard to tell that the world we live in is either a reality or a dream..."
"İçinde yaşadığımız bu dünyanın gerçek mi düş mü olduğunu söylemek zordur..."
Puslu kitalar atlasi merak saldigim son kitap..;
"Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öylese gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum."..
Bu satirlari okuyunca etkilendim baya.. yeni bi bakis açisi getirebilecegini düsündüm .. ilk firsatta alip okuyacagim...
DS

06 Mayıs, 2008

кσякαяıм; кσякυℓαяıмızı уєηємєzѕєк, кσякυℓαяıмız уєηєcєк вιzι..

Hiçbir şeyden korkmadığım kadar korkulardan korkuyorum artık ben...Korkunun içimize saldığı o depresif ruh halinden... etrafımızı sarmış bunca bela karşısında kendimizi yapayalnız ve korunmasız hissedişimizden...Onlarla baş edemeyeceğimiz endişesiyle ya körkütük bir çaresizliğe ya kontrolsüz bir nefrete ya dayanaksız bir böbürlenmeye veya elinde sopayla gelip bizi yola sokacak bir şef beklentisine boyun eğmemizden...
***
Korkunun kölesiyiz nicedir...Fobilerimiz yönetiyor bizi...Kaygılarımız belirliyor oy vereceğimiz partiyi, seçeceğimiz işi, okuyacağımız gazeteyi, yerleşeceğimiz semti, siteyi... İşimize gelen değil, korkularımıza hak veren, bize kol kanat geren partilere oy veriyor, mitinglere katılıyor, cemaatlere sığınıyoruz. En çok korkanlarla birlik oluyor, o birlikte kuvvet buluyor, bizim kadar korkmayanları "hain" ilan ediyoruz. Cehaletin karanlığında daha büyük görünüyor gölgeler...Dış dünyanın bilinmezliğiyle ana kucağında büzüşen bebekler gibi içimize kapanıyoruz.Yükselen milliyetçilik değil aslında; korkular yükseliyor.Örtünmekten ya da açılmaktan korkuyoruz; Bizi din devleti yapacaklarından ya da dinimizi elimizden alacaklarından...Papazlar saldırıdan korkuyor, saldırganlar papazlardan... Bölünme korkusuyla bölünüyoruz.
Can Dündar

27 Nisan, 2008

Nisan..

Bazen huzur veriyormus gibi olsada genelde kis aylarinda bir agirlik hissi dolup tasiyor benligimde.. Zaman biran önce geçsin diye dua eder halde buluyorum kendimi..
Sonrada o yasli çinar aleyhimize akip giderken ben geçmesi için dua ettigime sasirip kaliyorum.. Nasil bir aldatmacaysa bu yarinlara ve dünlere takili kalan beynimiz hep bu günleri unutuyor... Belkide oyun içinde oyun.. kuralli bir kandirmaca bu.. bilinmezliklere dogru sürüklenirken hersey; ilkbahar bütün renkleriyle boy gösterdi yine..
Ruh halimin havalara endeksli olduguna iyice eminim artik..:) Günes isiklari iliklerime kadar sizip hayati daha yasanir bi hale getirmeye basladi..
Yeni hedefler.. Yeni kararlar.. Yeniden yeniLiklere dogru yelken açtim.. hadi bakalim :) DS

27 Şubat, 2008

ℓα νιє

Depuis quelques jours je n'ai pas écris, mais je suis de retour..
La vie parfois se charge de bien des choses pour nous et sans se rendre compte de ce qui se passe l'on sombre dans un moment de tristesse que l'on ne peut partager avec personne pour toute sorte de raison.
Le coeur nous fait mal, mais il faut se ressaisir et parvenir à se relever pour poursuivre notre route de la vie.. DS

01 Ocak, 2008

уєηιуιℓ

Zaman bas döndürür bir hizla akmaya devam ediyor.. 2007 yi acisiyla tatlisiyla.. mutluluk ve hüzünLeriyle geride birakip 2008`e merhaba dedik..
Bu sene biraz degisik yöntem denemeye karar verdim; Oturup bul yil bitmeden gerçeklestirmek üzere hedeflerimin bir listesini çikardim, sürekli erteledigim.. daha sonra yaparim diyip unuttugum seyLeri yazdim..
ise yarayip yaramayacagini zaman gösterecek.. bakalim..
Aslinda yeni bir yil yeni baslangiçlar yapmak için bir çok insana en iyi firsat gibi gelsede insanin hayatina yeni bir yön vermesi için bir yili tüketmesi gerekmiyor ama sanirim biraz irade sorunu yasayanlardan biriyim bende..
Yani bi sayinin degismesi neyi degistirebilirki? Ertesi gün yine kaldigi yerden ayni sekilde devam etmiyormu..? Bazi seylerin farkina varabilmemiz için illa birilerinin/birseylerin bize hatirlatmasimi gerekiyor?
Neyse.. :)
Yilbasi çok eglenceliydi.. bizim için klasiklesen bir sekilde girdik yine yeni yila.. gecenin tek farki ( güzelligi) uzun zamandir bizden uzakta yasayan canim ablaminda (Özlem'in) bizlerle olusuydu.. sabaha kadar müzik, dans.. vur patlasin çal oynasin..
Herkez için saglik, huzur, nese ve sevgi dolu bir yil olur umarim.. DS

26 Aralık, 2007

Ⴣє∂єямιѕιη؟


Hayallerin var mı senin de?
Bizimkilerden ne kadar farklı değil mi?
Yoksa bizlerin hayalleri gibi mi? Güler misin sende? nelere peki?
Ya ağlamak? Gözyaşların var mı senin de? Nelere akıyorlar?
Özlem ne bilir misin?
Oyun oynar mısın?
Sarılmanın, okşanmanın, sıcacık yastığa baş koymanın ne olduğunu bilir misin? Yoksa hiç bilmediğin, hiç tanımadığın şeylerin hayallerini kuramaz mısın?
Peki ya öfke? Isyan? Nefret??
Ve hatta "affetmek"?
Bizleri affeder misin?..

16 Aralık, 2007

ℓє яα¢ιѕмє

Dans un avion..
Quel est votre problème, Madame ? Demande l'hôtesse.
- Mais vous ne le voyez donc pas ? Répond la dame. Vous m'avez placée à côté d'un noir. Je ne supporte pas de rester à côté d'un de ces êtres dégoutants. Donnez-moi un autre siège !
- S'il vous plait, calmez-vous, dit l'hôtesse. Presque toutes les places de ce vol sont prises. Je vais voir s'il y a une place disponible. L'hôtesse s'éloigne et revient quelques minutes plus tard.
- Madame, comme je le pensais, il n'y a plus aucune place libre dans la classe économique. J'ai parlé au commandant et il m'a confirmé qu'il n'y a plus de place dans la classe économique. Toutefois, nous avons encore une place en première classe.
Avant que la dame puisse faire le moindre commentaire, l'hôtesse de l'air continue : Il est tout à fait inhabituel de permettre à une personne de classe économique de s'asseoir en première classe. Mais, vu les circonstances, le commandant trouve qu'il serait scandaleux d'obliger quelqu'un à s'asseoir à côté d'une personne aussi répugnante. Et s'adressant au noir, l'hôtesse lui dit :
- Donc, monsieur, si vous le souhaitez, prenez votre bagage à main car un siège en première classe vous attend.
Et tous les passagers autour, qui, choqués, assistaient à la scène se levèrent et applaudirent..

14 Aralık, 2007

яüуαℓαя

Basimi yastiga koyup gözlerimi kapattigimda acaba bu gün hangi konunun bas rol oyuncusu olacagim diye düsünmeden edemez oldum son dönemLerde..
Bazen bir felaketzede.. bazen bir korku filminin basrol oyuncusu.. bazense bir masalin içinde bulur oldum kendimi.. istisnasiz her gece yeni bir seyler.. Yeni konular, yeni karakterler..
Bir film gibi baslayip biten ilginç rüyalar..
Hepsi hafizamda yer edindi.. A'dan Z'ye..
Diger bir gariplikse uyaniyorum hatta birden fazla defa uyansam bile, tekrar uyudugumda kaldigi yerden devam ediyor gördüklerim..
Allah'im neler oluyor ? Eskiler hayra yor hayir olsun derlermis, hayirmi sermi yoksa sadece bilinçaltimin oyunlarimi bunlar bana ?.. DS

09 Aralık, 2007

güℓüмѕє

Gülümse hadi gülümse bulutlar gitsin..
Yoksa ben nasil yenilenirim.. hadi gülümse..
Belki sehre bir film gelir.. bir güzel orman olur yazilarda..
İklim degisir akdeniz olur gülümse...
Tut ki karnim acikti anneme küstüm..tüm sehir bana küstü..
Bir kedim bile yok anliyor musun? Hadi gülümse...
Sazlarim vardi irmaklarim vardi.. çakil taslarim vardi benim..
Ama sen baskasin anliyor musun?.. Baskasin...

Dilimde bir Sezen sarkisi.. yüzümde bir gülümseme :) DS

04 Aralık, 2007

ѕαgℓιк

Hafta sonum berbatti sabah gözlerimde siddetli bi agriyLa uyandim.. geçer belki dedim ama saatler ilerledikçe dahada artti.. Ablamla birlikte acile gitmeye karar verdik, yol tam bi iskence gibi geldi hayatimda tattigim en buyuk acilardan birini yasiyordum.. Oraya gidince her seyin sona erecegini umud ediyordum yol boyunca.. Yapilan muanelerden sonra verdikleri ilaç biraz rahatlamami saglamisti.. ama daha kapidayken agri tekrar basliyorum sinyallerini vermisti biLe.. Nasil dayanacaktim ayni iskenceye? Neyse hadi biraz sabir diyerek teselli ettim kendimi.. reçetedeki ilaçlari kullanmam rahatlatacakti beni en azindan ben öyLe düsünüyordum hemen bi eczane bulup aldigim ilaçlarin agrimi ikiye hatta üçe katlayacagini nereden bilebilirdim ki?? evet dedigim gibi oldu, ilaçlar yetersizmi kalmisti yoksa asil kullanmam gerekenler degillermiydi bilemiyordum ama.. dayanilmaz hale getirmislerdi agrimi, öyLe ki ambulans çagirmak zorunda kaldik.. evdeki herkes çok korkmustu.. Bütün vucudum agri içinde kalmisti bi anda kimildayamiyordum... Suan düsünmesi biLe korkunç geliyor.. Gittigimiz hastanede yetersiz kalmisti basKa bir hastahaneye sevk ettiler.. saatler saatleri kovaliyor agrimda bi azalma olmuyordu.. Ancak aksam hava karardiginda biraz rahatlayabilmistim..
Ertesi sabahsa eser yoktu dünkü halimden..
Zaman zaman acilarin bizi yoklamasi sagligimizin degerini anlamamiz açisindan iyi oluyor sanirim.. DS

19 Kasım, 2007

∂єηgє

Buraya pek vakit ayiramadigimin farkindayim.. zaman zaman, karalayayim bisiler diyorum, diyorum ama o an genelde bi isim çikiyor, kursagimda kaliyor bu istegim, hadi dönünce diyorum.. sonra yine erteleniyor.. erteleniyor.. ve öksüz birakiyorum mecburen blogcumu.. ama her sey gibi buda sebepsiz degiL sarkidaki gibi.. ''mazaretim var ...'' :)
Bu kadar ana kuzusu oldugumu yeni yeni farkediyorum, bitaneciginin (annesinin) basinin dertte oldugunu duyunca solugu istanbul'da alan annem oraya bi gitti pir gitti.. tamam endisesini yaninda olmak isteyisini anliyorum, bizide çok korkuttu olan kaza hatta dünya basima yikilir gibi oldu.. donup kaldim.. ama.. iste yoluna girdi her sey.. Hem gidelide bir ay oldu dönse diyorum artik.. bu konuda sanirim biraz egoistim.. ben sürekli yanindayKen o ayda yilda bir görüyor annecigini birak kalsin biraz dimi ama? neyse..

Bu ara özlemler pesin sira gelip dengemi bozmaya çalisiyor sanki.. DS

18 Kasım, 2007

ιℓк вαкιѕ


"Ve bebek açti gözlerini dünyaya:
Sürekli degisen suretler,
can alici, parlak renkler, bir uzayip bir kısalan, sisip sonra sönen cisimler
gölgede kalan bedenler.
Saskin bir ifade vardi yüzünde, anlam yüklemeye çalıstigi dünyaya
firlattigi ilk bakislari merakli."
{??}

22 Ekim, 2007

ℓσc8tσя

Eminim bir çoklariniz benim gibi kaybettigi küçük esyalar oldugunda aklindan "keske bir alet olsada dügmesine bastigimizda bulabilsek hemen" diye geçiriyordur.. Bu gün internette gezinirken okudugum haber bende küçük bir saskinlik yaratti, evet isteklerimden biri gerçek olmus.. loc8tor adini verdikleri alet böyLe bir seymis. Üstelik bu alet epeydir varmista benim haberim yokmus :)
Küçük tagleri kaybetmekten korktugumuz esyaya bagliyormusuz ve.. 183 metre ye kdr bize yerini gösterebiliyormus.. Sizcede harika degilmi?? Bi yerlerde insanoglunun teknoloji ile ilgili aklindan her geçirdigi sey günün birinde geçege dönecek diye bir söz okumustum.. aklima yatmisti... Simdi buna bir defa daha inandim..
Hayallerimizi genis tutalim hayat dahada kolaylassin dimi ama? ;) DS

14 Ekim, 2007

вαуяαм

Can Dündar öyLe güzeL tercüman olmus ki bu yazisiyla duygu ve düsüncelerime.. Bayram hediyesi olsun benden size ;) DS

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan… görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık…sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilişkiyi bitirmek de öyle…vuslat da bayramdır öte yandan…endişe içinde beklediğinden mektup almak, telefonda ansızın sesini duymak,
deli gibi burnunda tütenin boynuna sarılmak bayramdır.en acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek,
korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.“ona güvenmiştim, yanılmamışım” sözü bayramdır.hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram…alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram…”

Can Dündar

21 Eylül, 2007

ѕσηвαнαя

Dogada yeni bir yapilanma daha hüküm sürmekte yine, yeni bir mevsim; agaçlar birer birer soyunuyor mecburen, sari sari yapraklari dökülüp kapladi biLe her bi yani.. karincalar kislik erzaklarini depolayip köselerine çekildiler.. yazin yorgunlugunu atacaklar simdi yuvalarinda, agustos böcekleri suskunluga büründü.. kuslar göç etmeye basladi sicak ülkere dogru...
Hüzün zamani, hazan mevsimi derler ya adina iste yine dayandi kapiya sohbahar..
Yazin civiltisi, sicakligi, coskusu yerini yavas yavas kuru yapraklara, rüzgara, yagmura birakmaya basladi..
Sessiz sedasiz bir hazirlanis bu, beyaza teslimiyete az kaLdi.. DS

08 Eylül, 2007

ѕєνgιує ∂αιя вιя кαç ögüt

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır..
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır, hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman, bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur, iyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevapverecektir ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün,şiirler yazdın, "peki o ne yaptı" deme.
Herkes kendinden sorumludur aşkta sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın her zamanki gibi yaşayacaksın sen "acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu, hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttunmu?
Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak dakeyif verecek sana yine içeceksin rakını balığın yanında üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.. sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir, yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
Elbet bitecek güneşe hasret günler ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini... Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin....."

Nazım Hikmet

04 Eylül, 2007

уσкѕα gєяçєкtєη çιℓ∂ιя∂ιк мι؟

Bir çin efsanesine göre..;

Müneccimleri İmparatora yedi gün yedi gece sağanak yağmur yağacağını, suların her tarafı kaplayacağını ve büyük bir tufan olacağını, bu yağmur suyundan içen herkesin aklını kaçıracağını söyler. İmparator bunun üzerine büyük su kazanları yaptırır ve içlerini suyla doldurur. Tufandan sonra, sarayda yaşayanlar sadece bu sudan içer. Halkı ise artık bütünüyle tufandan sonraki suyu içtiği için aklını kaçırmıştır. Bir süre sonra, saraydaki sular azalmaya başlar ve İmparator kendisinden başka kimsenin depolanan sudan içmesine izin vermez. İmparatorun çevresindekiler de çıldırır. Halkı ve bütün adamları çıldırmış olan İmparator, sonunda herkesin deli olduğu bir dünyada tek akıllı kalmaya dayanamaz, "Getirin şu sudan bir bardak da ben içeyim" der. Ve rivayet edilir ki o günden sonra bütün dünya çıldırmıştır ama herkes deli olduğu için kimse bunun farkında değildir.

''Yorumu size birakiyorum, düsünün! acaba gerçekten çildirdikmi??..
Irak'a düsen her bombada.. Afrikada açliktan ölen her canda.. Yok yere islenen her cinayette.. Yapilan her haksizlikta.. hirsizlikta.. Akliniza yatmayan her haberde.. bunu tekrar tekrar düsünün..{!} Normalin bundan çok daha farKli olmasi gerekmezmiydi?.. DS

23 Ağustos, 2007

вєη∂є вιя вєη ναя вєη∂єη ιçєяι

Bir karmasanin içine düsmüstüm ve basimi kaldirip baktigimda düstügüm yerden beni çikaracak bir el bulamamistim etrafimda.. Tek basima ilerlemek benim tercihimmiydi??.. içimde korkudan eser yoktu, etrafimdaki yanlizlik bana korku yerine güven veriyordu.. Yanlizligi seviyordum galiba.. beynimdeki düsüncelerde bogusurken birinin bana havlu tutmasina hiçmi hiç gerek yoktu ben hepsini alt edebilirdim, kendime yetiyordum!!.. Yetecektim.. bana gülümseyerek bakip slm veren hal hatir soran insanlar hem vardilar hemde yok.. içimdeki ben benim en iyi dostumdu.. DS

15 Ağustos, 2007

вιя мυм ∂αнα єкℓєη∂ι ραѕtαмα..

Bu gün dogum günüm.. zaman su misali oldugunu hissettirdi yine..
Ilk kutlayan dayim oldu bu yil e sasirip bi gün öncesinden aramisti , telefonda ilk defa bir dogum günü hafizamdan silinmemis diyordu bide :) sonra arkasi geLdi tabii...
Özel günlerin unutulmamasi, hatirlanmak hos gerçekten..
Yagmuru saymazsak eger güzeldi her shey, geçen yillardan pekte farkli degildi, yine hep birlikteydik.. Ronisim (biricik kardesim) ortak oldu pastama mumlari birlikte üfledik, çocuk herkezin pastasina ortak olmayi meslek haline getirdi yilda 3-4 defa mum üflüyor! :)
Biraz abarttimmi ne 3 dilek birden tuttum bakalim hangileri gerçeklesecek.. :x

Annecim seni kocaman öpüyorum... DS

Ziyaret