26 Aralık, 2007

Ⴣє∂єямιѕιη؟


Hayallerin var mı senin de?
Bizimkilerden ne kadar farklı değil mi?
Yoksa bizlerin hayalleri gibi mi? Güler misin sende? nelere peki?
Ya ağlamak? Gözyaşların var mı senin de? Nelere akıyorlar?
Özlem ne bilir misin?
Oyun oynar mısın?
Sarılmanın, okşanmanın, sıcacık yastığa baş koymanın ne olduğunu bilir misin? Yoksa hiç bilmediğin, hiç tanımadığın şeylerin hayallerini kuramaz mısın?
Peki ya öfke? Isyan? Nefret??
Ve hatta "affetmek"?
Bizleri affeder misin?..

16 Aralık, 2007

ℓє яα¢ιѕмє

Dans un avion..
Quel est votre problème, Madame ? Demande l'hôtesse.
- Mais vous ne le voyez donc pas ? Répond la dame. Vous m'avez placée à côté d'un noir. Je ne supporte pas de rester à côté d'un de ces êtres dégoutants. Donnez-moi un autre siège !
- S'il vous plait, calmez-vous, dit l'hôtesse. Presque toutes les places de ce vol sont prises. Je vais voir s'il y a une place disponible. L'hôtesse s'éloigne et revient quelques minutes plus tard.
- Madame, comme je le pensais, il n'y a plus aucune place libre dans la classe économique. J'ai parlé au commandant et il m'a confirmé qu'il n'y a plus de place dans la classe économique. Toutefois, nous avons encore une place en première classe.
Avant que la dame puisse faire le moindre commentaire, l'hôtesse de l'air continue : Il est tout à fait inhabituel de permettre à une personne de classe économique de s'asseoir en première classe. Mais, vu les circonstances, le commandant trouve qu'il serait scandaleux d'obliger quelqu'un à s'asseoir à côté d'une personne aussi répugnante. Et s'adressant au noir, l'hôtesse lui dit :
- Donc, monsieur, si vous le souhaitez, prenez votre bagage à main car un siège en première classe vous attend.
Et tous les passagers autour, qui, choqués, assistaient à la scène se levèrent et applaudirent..

14 Aralık, 2007

яüуαℓαя

Basimi yastiga koyup gözlerimi kapattigimda acaba bu gün hangi konunun bas rol oyuncusu olacagim diye düsünmeden edemez oldum son dönemLerde..
Bazen bir felaketzede.. bazen bir korku filminin basrol oyuncusu.. bazense bir masalin içinde bulur oldum kendimi.. istisnasiz her gece yeni bir seyler.. Yeni konular, yeni karakterler..
Bir film gibi baslayip biten ilginç rüyalar..
Hepsi hafizamda yer edindi.. A'dan Z'ye..
Diger bir gariplikse uyaniyorum hatta birden fazla defa uyansam bile, tekrar uyudugumda kaldigi yerden devam ediyor gördüklerim..
Allah'im neler oluyor ? Eskiler hayra yor hayir olsun derlermis, hayirmi sermi yoksa sadece bilinçaltimin oyunlarimi bunlar bana ?.. DS

09 Aralık, 2007

güℓüмѕє

Gülümse hadi gülümse bulutlar gitsin..
Yoksa ben nasil yenilenirim.. hadi gülümse..
Belki sehre bir film gelir.. bir güzel orman olur yazilarda..
İklim degisir akdeniz olur gülümse...
Tut ki karnim acikti anneme küstüm..tüm sehir bana küstü..
Bir kedim bile yok anliyor musun? Hadi gülümse...
Sazlarim vardi irmaklarim vardi.. çakil taslarim vardi benim..
Ama sen baskasin anliyor musun?.. Baskasin...

Dilimde bir Sezen sarkisi.. yüzümde bir gülümseme :) DS

04 Aralık, 2007

ѕαgℓιк

Hafta sonum berbatti sabah gözlerimde siddetli bi agriyLa uyandim.. geçer belki dedim ama saatler ilerledikçe dahada artti.. Ablamla birlikte acile gitmeye karar verdik, yol tam bi iskence gibi geldi hayatimda tattigim en buyuk acilardan birini yasiyordum.. Oraya gidince her seyin sona erecegini umud ediyordum yol boyunca.. Yapilan muanelerden sonra verdikleri ilaç biraz rahatlamami saglamisti.. ama daha kapidayken agri tekrar basliyorum sinyallerini vermisti biLe.. Nasil dayanacaktim ayni iskenceye? Neyse hadi biraz sabir diyerek teselli ettim kendimi.. reçetedeki ilaçlari kullanmam rahatlatacakti beni en azindan ben öyLe düsünüyordum hemen bi eczane bulup aldigim ilaçlarin agrimi ikiye hatta üçe katlayacagini nereden bilebilirdim ki?? evet dedigim gibi oldu, ilaçlar yetersizmi kalmisti yoksa asil kullanmam gerekenler degillermiydi bilemiyordum ama.. dayanilmaz hale getirmislerdi agrimi, öyLe ki ambulans çagirmak zorunda kaldik.. evdeki herkes çok korkmustu.. Bütün vucudum agri içinde kalmisti bi anda kimildayamiyordum... Suan düsünmesi biLe korkunç geliyor.. Gittigimiz hastanede yetersiz kalmisti basKa bir hastahaneye sevk ettiler.. saatler saatleri kovaliyor agrimda bi azalma olmuyordu.. Ancak aksam hava karardiginda biraz rahatlayabilmistim..
Ertesi sabahsa eser yoktu dünkü halimden..
Zaman zaman acilarin bizi yoklamasi sagligimizin degerini anlamamiz açisindan iyi oluyor sanirim.. DS

19 Kasım, 2007

∂єηgє

Buraya pek vakit ayiramadigimin farkindayim.. zaman zaman, karalayayim bisiler diyorum, diyorum ama o an genelde bi isim çikiyor, kursagimda kaliyor bu istegim, hadi dönünce diyorum.. sonra yine erteleniyor.. erteleniyor.. ve öksüz birakiyorum mecburen blogcumu.. ama her sey gibi buda sebepsiz degiL sarkidaki gibi.. ''mazaretim var ...'' :)
Bu kadar ana kuzusu oldugumu yeni yeni farkediyorum, bitaneciginin (annesinin) basinin dertte oldugunu duyunca solugu istanbul'da alan annem oraya bi gitti pir gitti.. tamam endisesini yaninda olmak isteyisini anliyorum, bizide çok korkuttu olan kaza hatta dünya basima yikilir gibi oldu.. donup kaldim.. ama.. iste yoluna girdi her sey.. Hem gidelide bir ay oldu dönse diyorum artik.. bu konuda sanirim biraz egoistim.. ben sürekli yanindayKen o ayda yilda bir görüyor annecigini birak kalsin biraz dimi ama? neyse..

Bu ara özlemler pesin sira gelip dengemi bozmaya çalisiyor sanki.. DS

18 Kasım, 2007

ιℓк вαкιѕ


"Ve bebek açti gözlerini dünyaya:
Sürekli degisen suretler,
can alici, parlak renkler, bir uzayip bir kısalan, sisip sonra sönen cisimler
gölgede kalan bedenler.
Saskin bir ifade vardi yüzünde, anlam yüklemeye çalıstigi dünyaya
firlattigi ilk bakislari merakli."
{??}

22 Ekim, 2007

ℓσc8tσя

Eminim bir çoklariniz benim gibi kaybettigi küçük esyalar oldugunda aklindan "keske bir alet olsada dügmesine bastigimizda bulabilsek hemen" diye geçiriyordur.. Bu gün internette gezinirken okudugum haber bende küçük bir saskinlik yaratti, evet isteklerimden biri gerçek olmus.. loc8tor adini verdikleri alet böyLe bir seymis. Üstelik bu alet epeydir varmista benim haberim yokmus :)
Küçük tagleri kaybetmekten korktugumuz esyaya bagliyormusuz ve.. 183 metre ye kdr bize yerini gösterebiliyormus.. Sizcede harika degilmi?? Bi yerlerde insanoglunun teknoloji ile ilgili aklindan her geçirdigi sey günün birinde geçege dönecek diye bir söz okumustum.. aklima yatmisti... Simdi buna bir defa daha inandim..
Hayallerimizi genis tutalim hayat dahada kolaylassin dimi ama? ;) DS

14 Ekim, 2007

вαуяαм

Can Dündar öyLe güzeL tercüman olmus ki bu yazisiyla duygu ve düsüncelerime.. Bayram hediyesi olsun benden size ;) DS

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan… görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık…sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilişkiyi bitirmek de öyle…vuslat da bayramdır öte yandan…endişe içinde beklediğinden mektup almak, telefonda ansızın sesini duymak,
deli gibi burnunda tütenin boynuna sarılmak bayramdır.en acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek,
korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.“ona güvenmiştim, yanılmamışım” sözü bayramdır.hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram…alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram…”

Can Dündar

21 Eylül, 2007

ѕσηвαнαя

Dogada yeni bir yapilanma daha hüküm sürmekte yine, yeni bir mevsim; agaçlar birer birer soyunuyor mecburen, sari sari yapraklari dökülüp kapladi biLe her bi yani.. karincalar kislik erzaklarini depolayip köselerine çekildiler.. yazin yorgunlugunu atacaklar simdi yuvalarinda, agustos böcekleri suskunluga büründü.. kuslar göç etmeye basladi sicak ülkere dogru...
Hüzün zamani, hazan mevsimi derler ya adina iste yine dayandi kapiya sohbahar..
Yazin civiltisi, sicakligi, coskusu yerini yavas yavas kuru yapraklara, rüzgara, yagmura birakmaya basladi..
Sessiz sedasiz bir hazirlanis bu, beyaza teslimiyete az kaLdi.. DS

08 Eylül, 2007

ѕєνgιує ∂αιя вιя кαç ögüt

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır..
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır, hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman, bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur, iyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevapverecektir ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün,şiirler yazdın, "peki o ne yaptı" deme.
Herkes kendinden sorumludur aşkta sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın her zamanki gibi yaşayacaksın sen "acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu, hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttunmu?
Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak dakeyif verecek sana yine içeceksin rakını balığın yanında üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.. sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir, yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
Elbet bitecek güneşe hasret günler ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini... Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin....."

Nazım Hikmet

04 Eylül, 2007

уσкѕα gєяçєкtєη çιℓ∂ιя∂ιк мι؟

Bir çin efsanesine göre..;

Müneccimleri İmparatora yedi gün yedi gece sağanak yağmur yağacağını, suların her tarafı kaplayacağını ve büyük bir tufan olacağını, bu yağmur suyundan içen herkesin aklını kaçıracağını söyler. İmparator bunun üzerine büyük su kazanları yaptırır ve içlerini suyla doldurur. Tufandan sonra, sarayda yaşayanlar sadece bu sudan içer. Halkı ise artık bütünüyle tufandan sonraki suyu içtiği için aklını kaçırmıştır. Bir süre sonra, saraydaki sular azalmaya başlar ve İmparator kendisinden başka kimsenin depolanan sudan içmesine izin vermez. İmparatorun çevresindekiler de çıldırır. Halkı ve bütün adamları çıldırmış olan İmparator, sonunda herkesin deli olduğu bir dünyada tek akıllı kalmaya dayanamaz, "Getirin şu sudan bir bardak da ben içeyim" der. Ve rivayet edilir ki o günden sonra bütün dünya çıldırmıştır ama herkes deli olduğu için kimse bunun farkında değildir.

''Yorumu size birakiyorum, düsünün! acaba gerçekten çildirdikmi??..
Irak'a düsen her bombada.. Afrikada açliktan ölen her canda.. Yok yere islenen her cinayette.. Yapilan her haksizlikta.. hirsizlikta.. Akliniza yatmayan her haberde.. bunu tekrar tekrar düsünün..{!} Normalin bundan çok daha farKli olmasi gerekmezmiydi?.. DS

23 Ağustos, 2007

вєη∂є вιя вєη ναя вєη∂єη ιçєяι

Bir karmasanin içine düsmüstüm ve basimi kaldirip baktigimda düstügüm yerden beni çikaracak bir el bulamamistim etrafimda.. Tek basima ilerlemek benim tercihimmiydi??.. içimde korkudan eser yoktu, etrafimdaki yanlizlik bana korku yerine güven veriyordu.. Yanlizligi seviyordum galiba.. beynimdeki düsüncelerde bogusurken birinin bana havlu tutmasina hiçmi hiç gerek yoktu ben hepsini alt edebilirdim, kendime yetiyordum!!.. Yetecektim.. bana gülümseyerek bakip slm veren hal hatir soran insanlar hem vardilar hemde yok.. içimdeki ben benim en iyi dostumdu.. DS

15 Ağustos, 2007

вιя мυм ∂αнα єкℓєη∂ι ραѕtαмα..

Bu gün dogum günüm.. zaman su misali oldugunu hissettirdi yine..
Ilk kutlayan dayim oldu bu yil e sasirip bi gün öncesinden aramisti , telefonda ilk defa bir dogum günü hafizamdan silinmemis diyordu bide :) sonra arkasi geLdi tabii...
Özel günlerin unutulmamasi, hatirlanmak hos gerçekten..
Yagmuru saymazsak eger güzeldi her shey, geçen yillardan pekte farkli degildi, yine hep birlikteydik.. Ronisim (biricik kardesim) ortak oldu pastama mumlari birlikte üfledik, çocuk herkezin pastasina ortak olmayi meslek haline getirdi yilda 3-4 defa mum üflüyor! :)
Biraz abarttimmi ne 3 dilek birden tuttum bakalim hangileri gerçeklesecek.. :x

Annecim seni kocaman öpüyorum... DS

09 Ağustos, 2007

çσ¢υкtυм.. ιηαη∂ιм...

Bir masaldi bu..
Mis’li geçmis zamanlardan yokluga uzanan.. dinle derdin;
Atesi, yagmuru, günesi dinle.. kekik kokulu daglarda..
bir çoban kavalinda sakli..
eski bir türkünün yakarisini.. alev alev bir yüregin yanisini dinle.. anlatirdin…
Yanmis bir türkünün ezgisinde.. diyar diyar dolasan asklari..
Oysa.. yalin ayak sevdalarim gezinirdi düslerinde.. bilmezdin..
Düslerin vardi.. asirlar öncesinden uykularima
ve gözlerin…her mevsim yeniden yeseren
Kim bilir simdi neresindesin zamanin... hangi yüzyilin masalinda saklisin..
Belki bin bir geceli Sehrazat’sin.. belki Babil’in asma bahçelerinde
Çocuklugumun ellerinden tutmaktasin
Bir masaldi bu!.. Hep anlattin…
Çocuktum…inandim..
..

08 Ağustos, 2007

мανι кαρι

Hayaller denizinde.. yüzmeye baslamistim.. Her yer masmavi oluvermisti birden..Maviye ezelden sevdaliydim.. Özgürlüktü, sonsuzluktu, umuttu mavi... askti bazen, sevgiydi, güvendi.. huzurdu..Kafamda binbir güzelligi sekillendirip hepsine birer isim verdim..Toz pembeliklerle doldurdum gökyüzünü, yer yüzü hiç olmadigi kadar güzeLdi.. kötü olan her seyi kaldirmistim.. savaslar yoktu dünyamda.. kin, nefret yoktu...Bir rahatlik.. bir huzur... bir ferahlikla kapliydi her yer..Derin bir nefes almistim.. Mecnunun sevdalisina kavusmasi gibi.. bir annenin bebegini ilk kucaklayisi gibi.. bir tutsagin özgürlügü yakalamasindaki gibi.. derin bir nefesti..Ve.. kapiya takildi gözüm.. ilerledim... DS

06 Ağustos, 2007

tιкαηιρ кαℓ∂ιgιη∂α нαуαt..

Bir yerlerde tikanip kaldiginda hayat, soluk almak güçlestiginde,Yüregin susup, mantigin sürüklemeye basladiginda ayaklarini,Daglara dönmeli yüzünü insan. Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüregini ferahlatacak; Yeni insanlarla 'tanismali, yeni kesifler yapacak....Hep isteyip de, bir gün yaparim diye erteledigi ne varsa, Gerçeklestirmeyi denemeli! Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklastigini; zamanin bir nehir, Kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculugun devam ettigini anlamali. Bas döndürücü bir hizla geçiyorsa birbirinin ayni günler,Her aksam ayni can sikintisiyla eve giriliyorsa,Degistirmeye çalismali bir seyleri;Küçük seylerle baslamali belki; örnegin, bir kaç durak önce inipServisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüregine takmali günes gözlüklerini; Gördügünü hissedebilmeli!Sagligini kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce, Degerli olabilmeli hayat! Illa büyük acilar çekmemeli, küçük mutluluklari fark etmek için!Baskasinin yerine koyabilmeli kendini;Aglayan birine "gül", inleyen birine "sus" dememeli!Aglayana omuz, inleyene çare olabilmeli!Su adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamali; Sevgisiz, soysuz kalarak! Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,Derin bir soluk alip, hapsetmeli kokusunu içine... Günesin dogusunu seyretmeli arada bir, seher yeli oksamali saçlarini...Karda, yagmurda; sevincine, coskusuna; firtinada boranda; Öfkesine, isyanina ortak olabilmeli doganin!Bir çocugun ilk adimlarinda umudu; bir gencin düslerinde gelecegi;Bir yaslinin hatiralarinda geçmisi görebilmeli! Çalismadan basarmayi, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu Olmayi beklememeli! Ama küçük, ama büyük; her hayal kirikligi, her aci; Bir firsat yasamdan yeni bir seyler ögrenebilmek için; kaçirmamali!Çünkü; hiç düsmemissen, el vermezsin kimseye kalkmasi için, hiç Çaresiz kalmamissan, dermani olamazsin dertlerin; aglamayi bilmiyorsan, Nesesizdir kahkahalarin; Merhaba dememissen, anlamsizdir elvedalarin...Ne, herkesi düsünmekten kendini, ne; kendini düsünmekten herkesi unutmamali!Bilmeli; çok kisa oldugunu hayatin; hep vermek ya da hep almak için...Sadece, anlatacak bir seyleri oldugunda degil,Söyleyecek bir sey bulamadiginda da dinleyebilmeli!Akli ve kalbiyle katilabilmeli sohbetlere...Hafizasi olmali insanin; hiç degilse, ayni hatalari, ayni bahanelerle tekrarlamamasi için!Sorulari olmali, yanitlari bulmak için bir ömür harcayacak! Dostlari olmali, ruhunun ve zihninin sinirlarini zorlayacak!Herkese yetecek kadar büyük olmali sevgisi;Ama, kapasitesi sinirli olmali yüreginin ki, hakkini verebilsin sevdiklerinin;Zaman bulabilsin; Bir tesekkür, bir elveda için...Yasam dedikleri bir sinavsa eger; Asla vazgeçmemeli sevmek ve ögrenmekten;Ama, herkesi sevemeyecegini de her seyi bilemeyecegini de fark edebilmeli insan!Tipki, her seye sahip olamayacagi gibi...Zamanin ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayati...!


Can Dündar






24 Temmuz, 2007

αѕк

Neydi ask?
Dikene ragmen avuçlayabilmek miydi gülü? Ya da önce yontmak miydi acitan dikenleri? Ask sendin.. senin bende buldugun bana yasatamadigindi.. Ask sancili sabahlara uyanmak, sensiz gecelerde kahrolmakti.. Ask divanelikti perisanlikti, belki birazda pismanlik.. bana tuzak, sana tutsaklikti..
Hesapsiz yasamakti seni.. Taninmamis bir yazarin yazdigi yazilardi.. Yabanci anlamsiz kelimeler siralamakti sana.. Benim anlatmaya çalistigim senin anlamamakta direndigin kelimelerdeydi ask..
Ugruna feda edebilmekti her seyini ve kabullenmekti belki birazda sahiplenmek.. Ask sence neydi??.. Senin yasadiginin, yasattiginin adi neydi?..

єιηѕtєιη νє ѕöƒöяü :)

Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile giderdi. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein’a, “Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve artık neredeyse söyleyeceğiniz herşeyi kelimesi kelimesine biliyorum” dedi.
Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulundu:
“Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar” dedi. “O halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı, ben de arka sırada seni dinlerim.”
Şoför, gerçekten de çok başarılı bir konuşma yaptı ve sorulan tüm soruları doğru yanıtladı. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne dek hiçbir konferansta sorulmamış bir soru sordu. Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye döndü ve “Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip” dedi. Sonra da Einstein’ı işaret ederek şöyle devam etti: “Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile yanıtlayacak.”

22 Temmuz, 2007

Sєnin αskin bαnα yєtєr..

Üstüne bi tugla daha ekle içimde kat kat büyüyen sevginin..
Yabanci durma; ellerimi ellerine emanet et..Yanaklarim kirmizi.. İçimde bi alev.. Yüreginden düsürme beni; unutma sen bendesin ben de...Kilit arama; gözlerini kaçirma; mutlu oldugunu animsaBeni kendinde bulucaksin; büzüsen dudaklarima gülümseyerek bakma..
Dokun ama elimdeki seker`i alma :)

15 Temmuz, 2007

tαtιℓ вιttι..

La Rochelle maceram dün itibariyLe sona erdi, güzel bir haftaydi 10 dakikalik bir mesafeden aldigim deniz kokusu, uzunca bir süre Arzu'nun bana sivas kangali muamelesi yapmasina yol acsada, karsilastigim manzaraya kapilmam her seyi unutturdu..
Deniz, göl ve havuz manzarali odamda tek eksigim aksam programlar bitip, herkes odasina çekildikten sonra giremedigim internet oldu ama ben yilmadim ve balkonun bir kösesinde kaçak buldugum bir hatla en azindan e-maillerimi kontrol edebildim..
Gün boyu havuz sefasi yapip yeni yüzme teknikleri gelistirip, bol bol güneslendim..
La Rochelle cok güzel bir sehirmis bukadarini beklemiyordum bir ara kendimi ev fiyatlarina bakarken buldum bilinç altim bu sehre yerlesmeye karar vermisti bile sanirim..
Bol bol balik yedim neredeyse her ögün bir balik çesidi vardi restorantta, tabi balik disindaki deniz ürünlerinin nasil migdemi bulandirdigindan, karsi masada istahla o yaratiklari parçalayip yemeye calisan ve o ogün ac kalmama neden olan hanim teyzelerden hic bahs etmicem..
Ama pamuk nineyi anlatmadan olmaz! ayni otelde kaldigimiz, yüzü sürekli gülen, tahminen 70li yaslarda olup, elindeki degneklere ragmen her karsilastigimizda masamiza kadar gelip "cok güzel oldugumu" söylerken, onu minciklamamak icin zor zaptediyordum kendimi.. Tesekkur edip "umarim sizin yaslariniza geldigimde bende sizin kadar guzel ve sevimli olurum" dedigimde, yüzündeki o memnuniyet ve mahcuplugu görmeliydiniz.. çok sekerdi çoook..
Bol bol flört ettim oteldeki küçük çocuklarla, gizli gizli göz kirpmalar, dil çikarmalar, nanikler.. ya ne sevimli yaratiklar su cocuklar dimi?..
Uzun sözün kisasi güzel bir haftaydi tadi damagimda kaldi.. DS

06 Temmuz, 2007

Sєç Bєgєn Al :)

Erkekleri dört kategoriye ayirabilirmisiz.. siz hangisisiniz ?? :)
Bilgeligi yok, mistikligi çok = Yobaz
Hem bilgeligi hem mistikligi yok = Holigan
Hem bilge hem mistik = Dervi$
Bilgeligi çok mistikligi yok = Filozof

05 Temmuz, 2007

α∂ι gιвι вαкιѕℓαяι∂α αηℓαмℓιу∂ι вαяιѕ'ιη..

Baris'La ilk tanismam "Akademi Türkiye" adli yarisma programinda yarismaci olmasiyLa baslamisti.. Popstar tarzi yarismalari pek sevmememe ragmen bu program digerlerinden farkli gelmis; egitimli ve katileli insanlardan olusturulan bir ekiple gerçeklestirildigi için zevkle izlemistim.. Rack müzige karsi ilgili olusum ve Baris'in sesinin bu tarza yatkinligi ona karsi sempati beslememe ve o yarismadiki tek favorim haline gelmesine neden olmustu..
Programi izledikçe sesinin yani sira karakteride begenimi kazanmisti; sempatik, neseli, güler yüzlü, hayat doluydu.. Ve beni yaniltmayip birincilikle sonlandirdi yarismayi Baris..
Bu birinciliginden sonra digerleri gibi kaybolup gitmedi, kendine yakisani yapip, yavas ve emin adimlarla yürüdü.. Kaset, klib, dizi filmi!.. Binlerce insanin sevgisini kazanmisti.. Yasasaydi kimbilir daha nelere imza atacakti..
Ama dogum gününde, 28 yasina bastigi gün, en zirvesindeyken ününün.. travik canavari bu defada onu seçmisti!.. Kazadan sonra 4 günlük hayat savasina ne yazikki yenik düstü!.. Dün aksam binlerce insanin umutlu bekleyisi, gözyaslariyla sonuçlandi!..
Topragin bol.. Mekânin cennet olsun.. DS

29 Haziran, 2007

¢єѕαяєtiη вittigi уєя∂є єѕαяєt вαѕℓαя..

Kedikorkusundan devamli endise içinde yasayan bir fare vardır.. Büyücünün biri bi gün fareye acir.. ve onu bir kediye dönüstürür..
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacagi yerde bu defa da köpekten korkmaya baslar.. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüstürmeye karar verir.. Kaplan olan fare, sevinecegine avcidan korkmaya baslamistir..
Ve büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsin farenin korkusunu yenmeye imkan yok.. Onu eski haline dönüstürür.. der ki ; "Sen cesaretsiz ve korkak birisin!!.. Sende sadece bir farenin yüregi var, o yüzden ben sana yardim edemem.."

28 Haziran, 2007

öуℓє

Baglanmayacaksin bir $eye, öyle körü körüne "O olmazsa ya$ayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin i$te. Ya$arsin çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kirilirsin. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin onu sevdiginden. Çok sevmezsen, çok acimazsin. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsin hem. evini arkadaslarini kolundaki saati...Hatta elini ayagini bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin degillermi$ gibi davranacaksin. Hem hiçbir $eyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsin. Onlarsiz da ya$ayabilirmi$sin gibi davranacaksin. Çok e$yan olmayacak mesela evinde. Paldir küldür yürüyebileceksin.Gökyüzünü sahipleneceksin, Güne$i, ayi, yildizlari... Mesela kuzey yildizi, senin yildizin olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasini istiyorsan bir $eylerin... . Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksin. Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan ya$ayacaksin. Hem her an avuçlarindan kayip gidecekmi$ gibi, Hem de hep senin kalacakmi$ gibi hayat. İli$ki ya$ayacaksin. Ucundan tutarak..

23 Haziran, 2007

σ ιη¢є çιzgι

Paris'in yagmurlari bitmek tükenmek bilmiyor.. haziran ayindayiz ama hâla montla dolasiyoruz!.. Türkiye de 40° sicakta pisiyormus insanlar.. az kaldi bi dahaki ay sonu en geç agustosta ordayim diye teselli ettim kendimi yine, tabii bende ki bu sansla ben burdaki soguk havayida alir giderim.. oradada göremem yazi ya neyse.. :))
Aslinda yagmur falan bi yana dünden beri kafama takili baska bisi var.. vatandasin biri bana 1 hafta önce kansere yakalandigini ögrendiginden bahsetti.. ''kendimi odama kapadim, fotograflara bakarak, videolari izleyerek anilarimi tazeledim, baska hiç bir sey yapmadan odamda geçmise odaklandim!.. her sey filmlerde izledigimiz gibi oluyormus bunlari yasayinca daha iyi anladim'' falan dedi.. nasil ürperdim! kanim dondu resmen!
Ölüm her aklimiza geldiginde ister istemez ürperiyor.. büyük çogunlugumuz bi sekilde kaçis yolu bulup düsüncelerimizden arinmayi tercih ediyoruz, düsünmezsek o bize hiç yaklasamayacakmis gibi geldiginden belki.. oysa hayatin bi parçasi olan ölümü kabullenmekten baska hiç bir sansimiz olmadiginida hepimiz adimiz gibi biliyoruz..!! Bu düsünceler arasinda bazen kayboluyoruz.. çikmazlara giriyoruz..
Ama iste hasta oldugunu, ölüme adim adim yaklastigini ögrenen bi insanin ölümü düsünmekten kaçmak gibi bi sansi olmuyor pek.. aksine tek düsüncesi bu oluyor, yüzlesmek zorunda kaliyor! Ölümden daha ciddi bir şey yok.. oysa biz, ise veya okula geç kaldigimiz için kaygilaniyoruz, yasadigimiz veya yasayamadigimiz iliskiler için aci çekiyoruz, en ufak bi zorlukla karsilastigimizda bunu büyütüyoruz, basimiza bir felaket gelmis gibi insanlara anlatip duruyoruz, söyle kötüyüm, böyle fenayim..
Öyle bos geliyor ki su an bunlar..
Karsimda hasta belkide genç yasta hayada veda etmek zorunda kalacak bi insan duruyordu.. bu insana moral vermeye çalismaktan baska bisi gelmiyordu elimden ama pek bisi de diyemedim!.. Ne diyebilirdim ki??.. Tip ilerledi, her sey senin elinde, güçlü olmalisin.. vs.. klasik seyler bunlari benden baska kaç kisi daha söylemistir ona kimbilir..
Anladim ki zamani iyi degerlendirmesi gerekiyor insanin.. Öyle savrulup hayat beni nereye götürürse oraya sürüklenim demekle olmuyormus.. Galiba bundan sonra biraz daha farkLi bakicam yasama... DS

" Içimde bir merak öyLesine.. ölümümden 1 ay sonra 1 güncük yasamak ve dostu, düsmani suç üstü yakalamak.. "

18 Haziran, 2007

∂ιѕα νυяαη ѕєѕιм..

Son zamanlarda biraz depresif takilir oldum.. nedenini niyesini bilmiyorum!!.. ve sanki guvenim kayboluyor insanlara karsi, duyduklarimi ince eleyip sik dokumaya basladim, çok yalan duydum son zamanlarda ondanmi ki acep? uzman oldum gibi duya duya artik ayird ediorum yalanlarida.. saf saf inanmiyorum artik!:)
Bu yuzden yavas yavas uzaklasiyorum gibi insanlardan..
Sevgilimdende ayrildim! gerçi onunla sebep farkliydi.. yalan degiLdi yani, erkekler neden kadinlari yönetmeyi bu kadar ister anlayamadim bi turlu.. genelde hep böyledir, yada bana oyle denk geliyor.. ilk zamanlar çok farkli, yeterki sen memnun oL.. yani öyLe en ufak mutsuzluk belirtisi yok!.. güllük gülistanlik her sey.. derken bir gün maçolugu tutar.. ve onun o salgilarinin devreye girmesiyle birlikte huzursuzluklar boy göstermeye baslar! artik hiç bisiden memnun olmuyor hale gelir.. arkadaslarin, yaptiklarin, çevren.. her sey onun keyfini baslar!! kiskançliklarini sana yansitir.. alttan alirsin.. geçicek her sey eskisi gibi olucak azicik taviz verim dersin.. ve o memnun olsun diye elinden geleni yaparsin.. ama onun istekleri zamanla çogalmaya baslar.. verdiklerin, yaptigin fedakârliklar gözünden silinir.. daha fazla! daha fazla! der durur!.. iste bu insanin kendi sabrini ölçmesi için iyi bi zamanlamadir
Yanliz bi gün biçak kemige dayanir, sonra acitmaya baslar! içinden "yeter" die bi ses yükselir.. yükselirr ve artik sabrin son noktasi belirlenmish olur(!).. sonrami ne olur ??? yanliz kalmissinizdir ( özgürlüge kavusmussunusdur) biraz üzgün, biraz kirgin.. Her seyin ilaci olan zaman askinizin biricinci dereceden katil zanlisi olur!.. bende böyle oldu iste! Biraz bosaltayim içimi , ben hiç gunluk tutmadim.. yaptiklarimi yazmak adetim degildir, sikintilarimi, sevinçlerimi genelde çevremdekilerle paylasir rahatlarim bu defa degisiklik yapiyorum.. bundan boyle yazmaya karar verdim! gazamiz mübarek olsun :)
Öyle yazilarimi kimsenin okumasinida istemiyorum pek.. sadece yazmak! yazdikça rahatlamak..
Offff! disarda nasil bir yagmur var! yagmurlu havalarda eve kapanmak bana ayri bir huzur verir oldu.. hafif karanlik bi hava, yagmur sesi içimi huzur kapliyor.. DS

16 Haziran, 2007

кüçüк вιя тєвєѕѕüм

Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu.
Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı. Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki. İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreşen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.
Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar.
Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir TEBESSÜM` sonucuydu.

gιттιη

Gittin... Ben arkandan sadece baktım. Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...’’gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi.O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...’’ diyecektim sana. Konuşamadım...Gittin... gidişini görmemek için gözlerimi kapattım. Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu, bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözümden. Ağlayamadım...Gittin... gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden. Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?! ürperirdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini, gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım...Gittin... bir yıkım gibiydi gidişin. Sen adım, adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yerde. Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti. Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım. Kalkamadım...Gittin... oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum. Hazırdım gidişine. Kaçak zamanları yaşıyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim. Edemedim... Başlayamadım... Gittin... bir şey söyledin mi giderken?‘KAL’ dememi istedin mi? Son bir kez ‘ SENİ SEVİYORUM ’ dedin mi? ‘BEKLE BENİ DÖNECEĞİM’ dedin mi? Beynim öylesine uğulduyordu ki... Duyamadım...Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi. Binlerce kilometre uzaklarda dahi olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluğun duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım...Gittin... unutulanların arasına katılmalıydın. Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım...Gittin... bir okyanusun ortasında, tek küreği kaybolmuş sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim artık. Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni, bil ki seninle birlikte sevdanıda taşıyacağım yüreğimde. Bil ki seni... unutamadım...

нαуαtι ögяєηмєк

Çocukken ne kadar küçük seyler için aglardik... Bir tutam sac, bir oyuncak araba, bir bebek... Simdi büyüdük... Çok büyük olaylar bile aglatamiyor bizleri... Ölümler, iflaslar, savaslar... Simdi daha mi güçlüyüz Yoksa daha aliskin mi ?
Hayati ögrenmek Alismak mi acaba...??

уαѕαм σкα∂αя ¢öмєяt ∂єgιℓ..

Yaa biz, binde bir karsimiza çikan dostluk, arkadaslik firsatlarini ne yapiyoruz? Aksamüstünün bir saatindeyorgun gövdemiziyaslayip miril miril konusabilecegimiz, omuzumuza dolanan bir kolun, basimizi yaslayabilecegimiz bir omuzun, belimizi kavrayanbir elin, uzun yollara dayanikli asklarin sahibi karsimiza çiktiginda taniyabiliyor muyuz onu, degerini biliyor, biricikligini,benzersizligini anlayabiliyor muyuz? Karsimiza zamansiz çikmis insanlari yolumuzun disina sürerken bir gün geri dönüp onu deliler gibiarayacagimizi hiç hesabakatiyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çogu kez zalimdir, her zaman ayni firsatlari sunmaz,toylukzamanlarini ödetir. Hoyratça kullandigimiz arkadasliklarin, eskitmeden yiprattigimiz dostluklarin, savurgancaharcadigimizasklarin hazin hatirasiyla yapayalniz kalariz bir gün. Bir aksamüstü yanimizda kimse olmaz, ya da olanlar olmasi gerekenler degildir. Yildizlarin bizim için parladiginigöremeyengözlerimiz, gün gelir hayatimizdan kayan yildizlarin gömüldügü maziye kilitlenir. Kedilerin özel bir anini yakalamak gibidir kendi hayatimizdaki olaganüstü anlari ve olaganüstü kisileriyakalamak. Bazilariningelecekte sandiklari "birgün" geçmiste kalmistir. "Nasil olsa ileride bir gün tekrar karsima çikar"dediginiz kisi tam dao gün bu zalim sehri terk etmistir, bos yere bu sokaklarda aranirsiniz.. Birlikte oldugunuz, tanidiginiz insanlarin, dostlarinizin, arkadaslarinizin degerini ne kadar biliyorsunuz, ne kadar farkindasiniz,hiç düsündünüz mü? hm? :)

15 Haziran, 2007

ѕαναѕ çσ¢υкℓαяι

Çocuklugunuza dair hatirladiklarinizi bir düşünün, neler geliyor akliniza? Annenizden kaçarak koşturdugunuz sokak oyunlari mi, yoksa ailenizle gezmeye çiktiginizda size aldiklari o büyük kirmizi elma sekerinin mutlulugu mu? Belki çok da mutlu bir çocukluk geçirmediniz, belki problemler sikintilar arasinda büyüdünüz ama düsünün; onlarin ne kocaman elma sekerleri oldu ne de kaçip oynayabilecekleri sokaklari var artik.
Evet, savas çocuklarindan bahsediyorum. O küçük, masum gözleriyle etrafta ne olup bittigini bile anlayamadan yitip çocuklardan bahsediyorum... Büyüklerin yarattigi, zalimce oyunlardan zararli çikan hayati taniyamadan ölüme giden küçük bedenlerden bahsediyorum.
Bu minik yürekler büyüklerin döndürdüğü dünyada onlarin acimasizliklarina kurban gidiyorlar. Peki neden? SAVAS ne demek?
Sorunlar konusularak, uzlasilarak anlasmalar yapilarak halledilemez miydi? Hepimiz akli, düşünceleri olan ve bu yönüyle dünyadaki digerlerinden ayrilan varlıklar degil miydik? Hepimiz ‘insan’ değil miydik? Peki, neden insan olmanin kaldiramayacagi yikimlar yapiyorduk dünyaya ve birbirimize? İste bunlari hiçbir zaman anlayamadim.. Son günlerde tüm dünyanin gözü önünde yaşanan katliami ise eminim hiçkimse anlayamadi. Orada biryerlerde küçücük çocuklar öldürülüyordu ve de tüm dünya bunu izliyordu. Evet, iste son günlerde olan gerçekten de buydu. ’’Neden birisi birşeyler yapmiyor’’ du?
Terörist eylemler dünyada insan onuruna yapilan en büyük hakaretlerden biri, alçakça sinsice, tamamen sivillere yönelik suçlardir. Kabul edilemezdir, engellenmelidir. Fakat bunu engellemek için yine sivillerin öldürülmesi, anne ve babaların gözlerinin önünde çocuklarının öldürülmesi de kabul edilemezdir. Hele ki geçte olsa ilan edilebilen ateşkesten sonra bile bombalamaların devam ettirilmesi, ya da ben bu şehri bombalayacağım siviller şehirden çıksın diye uyardıktan sonra sivillerin geçtiği yolların bombalanması acımasızlıktır, katliamdır. Bunu hiçbir haklı gerekçeyle savunamazsınız.
Orada bunları yaşayan bir çocuğun anılarının nasıl şekillendiğini bir düşünün, bu çocuk normal hayatına nasıl dönebilir? Gözünün önünde öldürülen arkadaşlarının belkide annesinin hayali peşini bırakır mı? Bunu yapanlara duyacağı öfkeyi düşünün. Geleceğimiz olan çocuklar, içlerinde bu öfkeyle büyüyerek geleceğimizi nasıl şekillendirecekler?Mutlu bir dünya mutlu çocuklarla şekillenir. Bütün çocuklar mutlu ve özgür bir çocukluğu hakediyorlar. Onlara bunu verebilmekse biz büyüklere düşüyor. Artık kirli oyunların bitip güzel güzelliklerin başlama zamanı. Belki de bu iki dize herşeyi benden daha iyi anlatır.
Çocuklar öldürülmesin,
Şeker de yiyebilsinler….

Ziyaret