29 Haziran, 2007

¢єѕαяєtiη вittigi уєя∂є єѕαяєt вαѕℓαя..

Kedikorkusundan devamli endise içinde yasayan bir fare vardır.. Büyücünün biri bi gün fareye acir.. ve onu bir kediye dönüstürür..
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacagi yerde bu defa da köpekten korkmaya baslar.. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüstürmeye karar verir.. Kaplan olan fare, sevinecegine avcidan korkmaya baslamistir..
Ve büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsin farenin korkusunu yenmeye imkan yok.. Onu eski haline dönüstürür.. der ki ; "Sen cesaretsiz ve korkak birisin!!.. Sende sadece bir farenin yüregi var, o yüzden ben sana yardim edemem.."

28 Haziran, 2007

öуℓє

Baglanmayacaksin bir $eye, öyle körü körüne "O olmazsa ya$ayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin i$te. Ya$arsin çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kirilirsin. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin onu sevdiginden. Çok sevmezsen, çok acimazsin. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsin hem. evini arkadaslarini kolundaki saati...Hatta elini ayagini bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin degillermi$ gibi davranacaksin. Hem hiçbir $eyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsin. Onlarsiz da ya$ayabilirmi$sin gibi davranacaksin. Çok e$yan olmayacak mesela evinde. Paldir küldür yürüyebileceksin.Gökyüzünü sahipleneceksin, Güne$i, ayi, yildizlari... Mesela kuzey yildizi, senin yildizin olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasini istiyorsan bir $eylerin... . Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksin. Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan ya$ayacaksin. Hem her an avuçlarindan kayip gidecekmi$ gibi, Hem de hep senin kalacakmi$ gibi hayat. İli$ki ya$ayacaksin. Ucundan tutarak..

23 Haziran, 2007

σ ιη¢є çιzgι

Paris'in yagmurlari bitmek tükenmek bilmiyor.. haziran ayindayiz ama hâla montla dolasiyoruz!.. Türkiye de 40° sicakta pisiyormus insanlar.. az kaldi bi dahaki ay sonu en geç agustosta ordayim diye teselli ettim kendimi yine, tabii bende ki bu sansla ben burdaki soguk havayida alir giderim.. oradada göremem yazi ya neyse.. :))
Aslinda yagmur falan bi yana dünden beri kafama takili baska bisi var.. vatandasin biri bana 1 hafta önce kansere yakalandigini ögrendiginden bahsetti.. ''kendimi odama kapadim, fotograflara bakarak, videolari izleyerek anilarimi tazeledim, baska hiç bir sey yapmadan odamda geçmise odaklandim!.. her sey filmlerde izledigimiz gibi oluyormus bunlari yasayinca daha iyi anladim'' falan dedi.. nasil ürperdim! kanim dondu resmen!
Ölüm her aklimiza geldiginde ister istemez ürperiyor.. büyük çogunlugumuz bi sekilde kaçis yolu bulup düsüncelerimizden arinmayi tercih ediyoruz, düsünmezsek o bize hiç yaklasamayacakmis gibi geldiginden belki.. oysa hayatin bi parçasi olan ölümü kabullenmekten baska hiç bir sansimiz olmadiginida hepimiz adimiz gibi biliyoruz..!! Bu düsünceler arasinda bazen kayboluyoruz.. çikmazlara giriyoruz..
Ama iste hasta oldugunu, ölüme adim adim yaklastigini ögrenen bi insanin ölümü düsünmekten kaçmak gibi bi sansi olmuyor pek.. aksine tek düsüncesi bu oluyor, yüzlesmek zorunda kaliyor! Ölümden daha ciddi bir şey yok.. oysa biz, ise veya okula geç kaldigimiz için kaygilaniyoruz, yasadigimiz veya yasayamadigimiz iliskiler için aci çekiyoruz, en ufak bi zorlukla karsilastigimizda bunu büyütüyoruz, basimiza bir felaket gelmis gibi insanlara anlatip duruyoruz, söyle kötüyüm, böyle fenayim..
Öyle bos geliyor ki su an bunlar..
Karsimda hasta belkide genç yasta hayada veda etmek zorunda kalacak bi insan duruyordu.. bu insana moral vermeye çalismaktan baska bisi gelmiyordu elimden ama pek bisi de diyemedim!.. Ne diyebilirdim ki??.. Tip ilerledi, her sey senin elinde, güçlü olmalisin.. vs.. klasik seyler bunlari benden baska kaç kisi daha söylemistir ona kimbilir..
Anladim ki zamani iyi degerlendirmesi gerekiyor insanin.. Öyle savrulup hayat beni nereye götürürse oraya sürüklenim demekle olmuyormus.. Galiba bundan sonra biraz daha farkLi bakicam yasama... DS

" Içimde bir merak öyLesine.. ölümümden 1 ay sonra 1 güncük yasamak ve dostu, düsmani suç üstü yakalamak.. "

18 Haziran, 2007

∂ιѕα νυяαη ѕєѕιм..

Son zamanlarda biraz depresif takilir oldum.. nedenini niyesini bilmiyorum!!.. ve sanki guvenim kayboluyor insanlara karsi, duyduklarimi ince eleyip sik dokumaya basladim, çok yalan duydum son zamanlarda ondanmi ki acep? uzman oldum gibi duya duya artik ayird ediorum yalanlarida.. saf saf inanmiyorum artik!:)
Bu yuzden yavas yavas uzaklasiyorum gibi insanlardan..
Sevgilimdende ayrildim! gerçi onunla sebep farkliydi.. yalan degiLdi yani, erkekler neden kadinlari yönetmeyi bu kadar ister anlayamadim bi turlu.. genelde hep böyledir, yada bana oyle denk geliyor.. ilk zamanlar çok farkli, yeterki sen memnun oL.. yani öyLe en ufak mutsuzluk belirtisi yok!.. güllük gülistanlik her sey.. derken bir gün maçolugu tutar.. ve onun o salgilarinin devreye girmesiyle birlikte huzursuzluklar boy göstermeye baslar! artik hiç bisiden memnun olmuyor hale gelir.. arkadaslarin, yaptiklarin, çevren.. her sey onun keyfini baslar!! kiskançliklarini sana yansitir.. alttan alirsin.. geçicek her sey eskisi gibi olucak azicik taviz verim dersin.. ve o memnun olsun diye elinden geleni yaparsin.. ama onun istekleri zamanla çogalmaya baslar.. verdiklerin, yaptigin fedakârliklar gözünden silinir.. daha fazla! daha fazla! der durur!.. iste bu insanin kendi sabrini ölçmesi için iyi bi zamanlamadir
Yanliz bi gün biçak kemige dayanir, sonra acitmaya baslar! içinden "yeter" die bi ses yükselir.. yükselirr ve artik sabrin son noktasi belirlenmish olur(!).. sonrami ne olur ??? yanliz kalmissinizdir ( özgürlüge kavusmussunusdur) biraz üzgün, biraz kirgin.. Her seyin ilaci olan zaman askinizin biricinci dereceden katil zanlisi olur!.. bende böyle oldu iste! Biraz bosaltayim içimi , ben hiç gunluk tutmadim.. yaptiklarimi yazmak adetim degildir, sikintilarimi, sevinçlerimi genelde çevremdekilerle paylasir rahatlarim bu defa degisiklik yapiyorum.. bundan boyle yazmaya karar verdim! gazamiz mübarek olsun :)
Öyle yazilarimi kimsenin okumasinida istemiyorum pek.. sadece yazmak! yazdikça rahatlamak..
Offff! disarda nasil bir yagmur var! yagmurlu havalarda eve kapanmak bana ayri bir huzur verir oldu.. hafif karanlik bi hava, yagmur sesi içimi huzur kapliyor.. DS

16 Haziran, 2007

кüçüк вιя тєвєѕѕüм

Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu.
Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı. Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki. İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreşen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.
Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar.
Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir TEBESSÜM` sonucuydu.

gιттιη

Gittin... Ben arkandan sadece baktım. Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...’’gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi.O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...’’ diyecektim sana. Konuşamadım...Gittin... gidişini görmemek için gözlerimi kapattım. Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu, bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözümden. Ağlayamadım...Gittin... gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden. Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?! ürperirdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini, gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım...Gittin... bir yıkım gibiydi gidişin. Sen adım, adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yerde. Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti. Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım. Kalkamadım...Gittin... oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum. Hazırdım gidişine. Kaçak zamanları yaşıyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim. Edemedim... Başlayamadım... Gittin... bir şey söyledin mi giderken?‘KAL’ dememi istedin mi? Son bir kez ‘ SENİ SEVİYORUM ’ dedin mi? ‘BEKLE BENİ DÖNECEĞİM’ dedin mi? Beynim öylesine uğulduyordu ki... Duyamadım...Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi. Binlerce kilometre uzaklarda dahi olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluğun duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım...Gittin... unutulanların arasına katılmalıydın. Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım...Gittin... bir okyanusun ortasında, tek küreği kaybolmuş sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim artık. Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni, bil ki seninle birlikte sevdanıda taşıyacağım yüreğimde. Bil ki seni... unutamadım...

нαуαtι ögяєηмєк

Çocukken ne kadar küçük seyler için aglardik... Bir tutam sac, bir oyuncak araba, bir bebek... Simdi büyüdük... Çok büyük olaylar bile aglatamiyor bizleri... Ölümler, iflaslar, savaslar... Simdi daha mi güçlüyüz Yoksa daha aliskin mi ?
Hayati ögrenmek Alismak mi acaba...??

уαѕαм σкα∂αя ¢öмєяt ∂єgιℓ..

Yaa biz, binde bir karsimiza çikan dostluk, arkadaslik firsatlarini ne yapiyoruz? Aksamüstünün bir saatindeyorgun gövdemiziyaslayip miril miril konusabilecegimiz, omuzumuza dolanan bir kolun, basimizi yaslayabilecegimiz bir omuzun, belimizi kavrayanbir elin, uzun yollara dayanikli asklarin sahibi karsimiza çiktiginda taniyabiliyor muyuz onu, degerini biliyor, biricikligini,benzersizligini anlayabiliyor muyuz? Karsimiza zamansiz çikmis insanlari yolumuzun disina sürerken bir gün geri dönüp onu deliler gibiarayacagimizi hiç hesabakatiyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çogu kez zalimdir, her zaman ayni firsatlari sunmaz,toylukzamanlarini ödetir. Hoyratça kullandigimiz arkadasliklarin, eskitmeden yiprattigimiz dostluklarin, savurgancaharcadigimizasklarin hazin hatirasiyla yapayalniz kalariz bir gün. Bir aksamüstü yanimizda kimse olmaz, ya da olanlar olmasi gerekenler degildir. Yildizlarin bizim için parladiginigöremeyengözlerimiz, gün gelir hayatimizdan kayan yildizlarin gömüldügü maziye kilitlenir. Kedilerin özel bir anini yakalamak gibidir kendi hayatimizdaki olaganüstü anlari ve olaganüstü kisileriyakalamak. Bazilariningelecekte sandiklari "birgün" geçmiste kalmistir. "Nasil olsa ileride bir gün tekrar karsima çikar"dediginiz kisi tam dao gün bu zalim sehri terk etmistir, bos yere bu sokaklarda aranirsiniz.. Birlikte oldugunuz, tanidiginiz insanlarin, dostlarinizin, arkadaslarinizin degerini ne kadar biliyorsunuz, ne kadar farkindasiniz,hiç düsündünüz mü? hm? :)

15 Haziran, 2007

ѕαναѕ çσ¢υкℓαяι

Çocuklugunuza dair hatirladiklarinizi bir düşünün, neler geliyor akliniza? Annenizden kaçarak koşturdugunuz sokak oyunlari mi, yoksa ailenizle gezmeye çiktiginizda size aldiklari o büyük kirmizi elma sekerinin mutlulugu mu? Belki çok da mutlu bir çocukluk geçirmediniz, belki problemler sikintilar arasinda büyüdünüz ama düsünün; onlarin ne kocaman elma sekerleri oldu ne de kaçip oynayabilecekleri sokaklari var artik.
Evet, savas çocuklarindan bahsediyorum. O küçük, masum gözleriyle etrafta ne olup bittigini bile anlayamadan yitip çocuklardan bahsediyorum... Büyüklerin yarattigi, zalimce oyunlardan zararli çikan hayati taniyamadan ölüme giden küçük bedenlerden bahsediyorum.
Bu minik yürekler büyüklerin döndürdüğü dünyada onlarin acimasizliklarina kurban gidiyorlar. Peki neden? SAVAS ne demek?
Sorunlar konusularak, uzlasilarak anlasmalar yapilarak halledilemez miydi? Hepimiz akli, düşünceleri olan ve bu yönüyle dünyadaki digerlerinden ayrilan varlıklar degil miydik? Hepimiz ‘insan’ değil miydik? Peki, neden insan olmanin kaldiramayacagi yikimlar yapiyorduk dünyaya ve birbirimize? İste bunlari hiçbir zaman anlayamadim.. Son günlerde tüm dünyanin gözü önünde yaşanan katliami ise eminim hiçkimse anlayamadi. Orada biryerlerde küçücük çocuklar öldürülüyordu ve de tüm dünya bunu izliyordu. Evet, iste son günlerde olan gerçekten de buydu. ’’Neden birisi birşeyler yapmiyor’’ du?
Terörist eylemler dünyada insan onuruna yapilan en büyük hakaretlerden biri, alçakça sinsice, tamamen sivillere yönelik suçlardir. Kabul edilemezdir, engellenmelidir. Fakat bunu engellemek için yine sivillerin öldürülmesi, anne ve babaların gözlerinin önünde çocuklarının öldürülmesi de kabul edilemezdir. Hele ki geçte olsa ilan edilebilen ateşkesten sonra bile bombalamaların devam ettirilmesi, ya da ben bu şehri bombalayacağım siviller şehirden çıksın diye uyardıktan sonra sivillerin geçtiği yolların bombalanması acımasızlıktır, katliamdır. Bunu hiçbir haklı gerekçeyle savunamazsınız.
Orada bunları yaşayan bir çocuğun anılarının nasıl şekillendiğini bir düşünün, bu çocuk normal hayatına nasıl dönebilir? Gözünün önünde öldürülen arkadaşlarının belkide annesinin hayali peşini bırakır mı? Bunu yapanlara duyacağı öfkeyi düşünün. Geleceğimiz olan çocuklar, içlerinde bu öfkeyle büyüyerek geleceğimizi nasıl şekillendirecekler?Mutlu bir dünya mutlu çocuklarla şekillenir. Bütün çocuklar mutlu ve özgür bir çocukluğu hakediyorlar. Onlara bunu verebilmekse biz büyüklere düşüyor. Artık kirli oyunların bitip güzel güzelliklerin başlama zamanı. Belki de bu iki dize herşeyi benden daha iyi anlatır.
Çocuklar öldürülmesin,
Şeker de yiyebilsinler….

Ziyaret