21 Kasım, 2010

∂üη∂є ѕαкℓι уαяιηℓαя

Iki afacana kulak misafiri oldum bu gün.. Bilgisayar oyunlarindan ve son dönemlerde çocuklar arasinda popüler hale gelen bazi oyuncaklardan bahsediyorlardi.. Onlari dinlerken kendi çocukluguma gittim; ilgi alanlarimizi, paylasimlarimizi, zevk aldigimiz seyleri düsündüm.. Bizim çocuklugumuzu ve simdiki çocuklari karsilastirirken buluverdim kendimi.. ürktüm! üzüldüm.. Biz çocukken dünya daha mi az tehlikeliydi ?
Okul sonralari hizla ödevlerimizi bitirip arkadaslarimizla oynamak için can atar ve solugu disarida alirdik.. Herkeste ayni telas vardi; sokaklar çocuk kaynardi.. ip atlar, 9 tas, sek sek, saklanbaç vs.. oynar, hayal gücümüzü olabildigince kullanir zevkli hale getirirdik bir arada oluslarimizi.. Küçücük seylerle mutlu olurduk..

Peki ya simdi? Özellikle de sehirlerde çocuklar yalniz.. ilgi alanlari çok farkli.. Tatminsiz, memnuniyetsiz ve tüketime merakli bir nesil yetisiyor.. Buda beraberinde siddete meyilli, intahar egilimli sorunlu bir gençligi getiriyor.. Gerçi çizgifilmler bile vurdulu kirdiliyken.. Bilgisayar oyunlarinin büyük bir kismi savas, dövüs vesaireden ibaretken.. Oyuncak reyonlarinda özellikle de erkek çocuklarina hitap eden oyuncaklar, acayip acayip yaratiklardan, silahlardan ve izbandut gibi dövüsçü figürlerinden olusuyorken.. En vahim olani ise çocuklar bu oyuncaklari kendilerine rol model olarak aliyorlarken.. Su siralar özellikle blug çagindakilerin favori müzikleri bir süre dinledikten sonra en sakinimizi bile agresiflestirecek türdenken.. Tabii ki siddete egilimli olurlar!

Yani günümüz sartlarinda çocuklara sunulan; siddeti tetikleyen bir dolu örnek var.. Ve ne yazikki bir çok ebeveyn onlari dis tehlikelere karsi korumaya çalisirken içten içe zarar verdiginin bilincinde degil.. Kimine göre çocugunun gözünün önünde ve hayatta olmasi yeterli..

Bu olumsuzluklar karsisinda çocuklar nasil "saglikli" bir sekilde yetisebilecekler?

20 Ağustos, 2010

уαѕαмα уєηiк, öℓüмє cєѕυя!

Kisa bir süre önce eski bir tanidigin intahar ettigini ögrendim..
Ölümün o soguk, o sinsi gölgesini fark edip, varligini hissedebilmek için yakin çevremizden birinin ölüm haberini almak gerekiyormus..  Böylesi durumlarda nasilda küçülüyor, nasilda anlamini yitiriyor hayatimizdaki sorunlar.. Sorunlar sorun olmaktan çikiyor.. Ölümün o büyük, o aci, o kabullenilemez duygusu karsisinda anlamsizlasiyor bütün detaylar.. Hayatlarimizi gereksiz ayrintilarla heba edislerimizi daha çok farkediyoruz..
Hayat ölümle mukayese edildiginde anlam kazaniyorken, insanin kendine bir defa bahsedilen yasama elleriyle son vermesi nasil tanimlanabilir ?
Ölüme atlayisa bu kadar cesur birinin yasama tutunamayisini adlandiramiyorum..

                                                                                          DS

22 Mayıs, 2010

zαмαηℓα(αηℓα)∂ιкℓαяιмιz

Suan hayatinizda sikâyet ettiginiz, keske daha iyisi olabilseydi dediginiz en az bir kaç sey siralayabilirsiniz muhakkak degil mi? Is, ev, sevgili, çevre hatta kimimiz dahada abartir kasimizdan, gözümüzün seklinden sikâyet ederiz.. Keske söyle, keske böyle olsaydi deriz.. Insanin yasamda kendisine en iyi, en güzel seyleri laik görmesi tabii ki anlasilir, hatta olmasi gereken gibidir.. ama bunun dozunu kaçirip doyumsuzluk noktasina getirdigimizde bu gün "sorun" olarak algiladigimiz seylerin, ileride karsimiza "pismanliklar" ve "keskeler" olarak çikmasi kaçinilmazdir..
Sahip oldugumuz seylere bir kulp takmakta ne kadar ustaysak onlarla yetinme, deger bilme konusunda bir okadar doyumsuzuzdur nedense..
Halbuki " Bir seyin degerini kaybedince anlarsin ancak" sözü hepimiz biliriz.. peki neden illa onlari kaybetmeyi bekleriz ki? Zamanin geçerken hayatimizda var olan güzellikleri de alip götürecegini neden hesaba katmayiz?..
Zaman deriz.. Ardina bir çok anlam yükleriz.. Ne çok sey bekleriz zamandan... "Zaman herseyin ilaci", "Zamanla düzelecek" zaman.. zaman.. zaman.. 
Insan garip bir varlik, zaman geciyor ve biz ardindan bakakaliyoruz..
Pismanliklarimizla kalakaliyoruz..   DS

08 Mayıs, 2010

νєяσηιкα ∂єcι∂єѕ тσ ∂ιє

Brezilyali bir yazar olan Paulo Coelho 'nun "Simyaci" okumak istedigim kitaplar listesindeydi hep ama bir türlü okuma firsati bulamamistim.. Dün tesadüfen Coelho'nun baska bir romani olan "Veronika ölmek istiyor" un filme uyarlandigini ögrendim.. bu gün ise bir çirpida izledim filmi.. Son zamanlarda izledigim en güzel filmlerden biriydi diyebilirim!
Baskalarinin ne düsündügünü önemsemeden istedigimizi yapabilmek, içimizden geçenleri diledigimiz gibi söyleyebilmek.. duygu ve düsüncelerimizi bastirmadan özgürce yasayabilmek için illa ölecegimiz zamani bilmemiz mi gerekiyor ?! tam olarak bu duyguyu veriyor film.. - Izlenmesi siddetle tavsiye edilir.. -  DS


25 Mart, 2010

тσυтєѕ ℓєѕ ηυιтѕ ησυѕ яєgαя∂єяσηѕ ℓєѕ éтσιℓєѕ..

Her sey kötüye dogru yol alirken bu iyimserlik niye ? Neden ilkin her seyin; sehirlerin, insanlarin ve hayatin olumlu yönlerini görmek zorundayiz? Size çirkinliklerden bahsetsem? Mesela Paris'in arka sokaklarindan..  sarhoslarindan, dilencilerinden, yankesicilerinden bahsetsem Paris'in.. yada insanlarin nankörlügünden, yüzlerinin altindaki yüzlerden?.. acimazsizliklarindan..
Barbes'ten bahsetsem ?.. yüzlerce Afrikali, Arap göçmenin arasinda yürürken kendisinizi Beyrut yada Tunus'ta sanabilirsiniz desem?..

Dünyanin bir çok yerinde büyüsünden bahsedilen ama benim için yasamak zorunda oldugum, o yüzdende baskidan hoslanmayan bünyemin zaman zaman kendini güzelliklerinden geri çektigi.. düsLerde kocaman, gerçekte ise 2 adimdan öteye gitmeyen sehir.. Paris..

Istanbul'lular bilirler yasadigimiz herhangi bi duygu karmasasinda, kendimizi bogazi seyreden bir bankta buluruz.. sanki bogazin sulari üzerimizdeki kasveti alip götürecekmis gibi.. Bogazdan yoksun Paris'te böylesi ruh hallerinde, Istanbul'un hayalini bir hatira defteri gibi yanimda tasirken kendimi bogazin yerini tutmayan Seine Nehri'nin bulanik yesilinde kaybolmus buluyorum..

Benim bu melankolik halime ise Eiffel tepeden bakiyor..

Eyfeil'in bu tepeden bakislarina bozulup kaldirdigim kafami, aklimda bir soru ile indiriyorum.. Sacré Coeur nam-i diger Beyaz Klise! Paris'e tepeden bakan baska bir güzellik!.. Bir çok tapinakta oldugu gibi Tanri'ya yakin olmak adinami, göge bu kadar yakin insa edilmisti acaba bu klisede..?

Sanat, moda, ask ve gizemin sehri.. Baharin gelmesiyle birlikte görülmeye deger bir ahenk uyandiriyor... bir sehrin insan üzerinde yaratabilecegi saskinligin müddetini ölçtürüyor adeta insana.. Her yerden, her irktan insana rastlamak mümkün Paris sokaklarinda hatta insanin isini gücünü birakip insanlari seyredesi geLiyor..

Bu insan karmasasi icinde, cok uzaklardan degil Notre Dame'dan, kamburun "bana su verdi" diye attigi sevinç narasini duyar gibi oluyorum.. Ses; duvar ve camlarda usta eller tarafindan islenmis motiflere aksederek çinlatiyor kularimi.. Gülümsüyorum.. DS

15 Ocak, 2010

ι'м вєттєя ση му σωη

Rasyonel dogrularin irrasyonalitesinin kesfedilgi bu çagda; aklima takilan -cevap arayan- sorulara, içimi oyan bu belirsizlige ve ona eslik eden -karsisina dikilen- çaresizligime kiskivrak yakalanmis durumdayim.. buna karsin birde kelimeler karsima dikilip artik kontrol bizde dercesine direniyorlar ard arda dizilmemek için.. Garip bir ruh hali içerisinde savasiyorum kendimLe ve kelimelerle.. Körler ülkesinde dilsizlik gibi bisi bu..

Kuramadigim cümleler altinda ezilmeye direnen beynim, kalkan olarak her zamanki gibi degisim - yenilik-.. diyor..

Ifrat ve tefrit arasinda gidip geliyorum..

Bir yerlerde okumustum "insanin ömrü simdiye kadar yazilmis kitaplarin sadece listesini okumaya bile yetmez"mis, hayatta kesfedilmeyi bekleyen bir yigin yenilik
-degisime giden yol- var.. Yedi günaha - >Ilkesiz siyaset, Emeksiz zenginlik, Vicdansiz haz, Niteliksiz bilgi, Ahlaksiz ticaret, Özverisiz ibadet <- ragmen.. ömrünün bu okyanusun zerresini bile ögrenmeye yetmeyecegini bile bile.. arastirmali, her seyi okumali ve ögrenmeli.. Muhakeme edip, ezberlenen kaliplardan kurtulmali.. yükümlülük sadece dogmak ve büyümek -baslamak ve bitirmek- te degil.. ögrenmek ve anlamakta..

Yasam geçistirilmemeli.. Bunu yaparken ruhu bir bebek safliginda tutubilmekte önemli.. yani hem çok degisip hem hiç degismemek..    DS'

Ziyaret